• aşk acısı çekenlere tavsiyeler

    1409.
    perde asın.
    18 -1 ... kahraman arketipi
  • kuzey kutbumu güney kutbumu üsttedir

    6.
    bir cevabı olmayan soru. şayet dünya bir odanın içinde olsaydı buna cevap verebilirdiniz. ancak ucu bucağı olmayan, henüz keşfedilmeyen bir evrende -sonsuzluk ihtimali bile var- alt ve üst kavramıyla neyi kastettiğiniz de belli değildir.
    11 ... kahraman arketipi
  • kokusu yaşam sevincini arttıran şeyler

    67.
    güneşin bir kokusu yoktur ama nedense ilkyazın bitimine yakın ikindi vakitlerinde çiçeklerle karışan günün kokusu bana hep güneşi çağrıştırır. lisede okuduğum yıllarda okul bitip de eve doğru yolculuğum başladımı mahalleye girer girmez bu koku karşılardı beni. limon ve portakal ağaçlarının kokusu güneşin eğik gelen ışıklarıyla karışır hayatımda yaşadığım en gerçekçi deneyimlerden birini tecrübe etmemi sağlardı. nedense son zamanlara kadar böyle bir hatırata sahip olduğumu bile unutmuşum.
    10 ... kahraman arketipi
  • saçların beyazlaması

    129.
    genetik ve çevresel faktörlerle işbirliği yapan zamanın, yeri geldiğinde onu bugünün tarihini bile hatırlamayacak kadar müsrif bir şekilde kullanan insana kendisini hatırlatma yöntemidir. ilk görülen beyaz tel, olgunluğun nişanesi olarak taşınır ve çevredeki yetişkinlere ,"ben de artık sizden biriyim" mesajı vermek için göğüs gere gere gösterilir. Fakat yavaş yavaş artış gösteren ve sayısı birden beşe fırlayıveren o teller, bir süre sonra alışmanın verdiği umursamazlıkla gözden kaçmaya başlar. zaman yine yitirilmiştir.

    birkaç beyaz saç teli fiziksel görünüşünü pek umursamayan biri için sorun değildir, böyle görünmekte beis görmez. Ancak o teller yaşlanmanın öncülü olarak aynada hep karşısına çıkacak; Gerçekleştirmek isteyip gerçeleştiremediği hayallerini, kendisi gibi olabilmekten feragat ettiği, yaşamayı çocuksu ruhundan esirgediği vakitleri aklının bir köşesine kötü anılar olarak kazıyacaktır.

    Velhasıl zaman akışının bilincine erişen birey, var olma kaygısına düşecek yaşamak için acele etmeye başlayarak şimdiki anın güzelliğini de kaçırmış olacaktır. Oysa hayat bütün bu karmaşanın insanın içinde yarattığı alazlanmanın, sonra gün gelip her şeyden vazçteğinde elde ettiği boşvermişliğin satır aralarında sürüp gitmeye devam eder. Yapılan her iş, koyulan her hedef büyük veya küçük insan için bir devinim şansı, ruhsal devrim yapma yolunda aşılan bir engeldir.
    Yaşamın özü sanıldığı kadar karmaşık değildir, lakin sürekli olarak bunun üzerine düşünmek bizi hakikate yaklaştıracağı yerde ondan uzaklaştırmaya başlar. nitekim bazen düşünmeyi bırakıp, sadece yaşamaya çalışmak lazım, yoksa hep bir şeyleri kaçırıyormuşçasına debelenip durmaya devam etmemiz işten bile değil.
    6 -1 ... kahraman arketipi
  • günün film müziği

    48.
    https://www.youtube.com/watch?v=X5ARvP8IuV8+

    meşhur bir ispanyol destanından uyarlama olan el cid'in film müziği. ülkemizde 1971 yılında yayınlanan battal gazi filminde de kullanılmıştı.
    günün film müziği
    11 ... kahraman arketipi
  • insanın en iyi dostu

    80.
    ne bir nesne ne de bir diğer insandır. insanın en iyi dostu yine kendisidir. belki bugün yanınızda birileri olabilir, telefonu elinize aldığınızda gecenin bir vakti arayabileceğiniz dostlar geliyordur aklınıza. ancak gün gelir kimseyi can sıkıntınızla daha fazla yormak istemediğinizi fark edersiniz. çünkü birey kendisine alışıp yalnızlığıyla zaman geçirmeyi öğrenmezse sürekli olarak başka birine muhtaç olmak durumunda kalır. hayatını başkaları olmadan devam ettiremeyen bağımlı kişiler haline gelmemizin sebebi yalnızlığa tahammül edemiyor oluşumuzda yatar.

    gün gelir en iyi dostluklar basit çıkarlar uğruna sonlandırılır. çünkü herkes kendi hayat mücadelesini verir ve nispeten daha az vicdanlı olanlar dostlarını büyük/küçük çıkarlar uğruna harcamaktan kaçınmaz. insan doğası gereği en çok kendisini sever, ve en çok da kendisinden nefret eder. zor günlerinde çaresizlik hissini üstünden atamaz, yeise kapılıp gider. böyle durumlarda bir yol göstericisi olmayabilir, işte o zaman benliğine tutunarak bir şeyler başarmayı öğrenmesi gerekir. nihayetinde yolun bittiği yerdeki çıkışı tek başımıza bulmamız gerekir. tıpkı hayat mücadelesini tek başımıza verip, birçok engeli tek başımıza aştığımız gibi. zamanı geldiğinde gölgesinde dinlenebileceğiniz dostlar edinebilirsiniz. fakat onlar olmadan da hayatın devam ettiğinin bilincinde olursunuz. çünkü hayat sizi beklemez, hep devam eder.
    15 ... kahraman arketipi
  • günün klasik müziği

    209.
    https://www.youtube.com/watch?v=9olcTJmDphA+
    13 ... kahraman arketipi
  • gecenin şiiri

    12216.
    Gidiyorum bu
    Bir kaplanın işlek kısımlarını çok yüksek seviyede
    tahlil de eder.
    Oksijen körükten ayrı tutulur padişah

    Yüzüğündeki zehri hatırlar
    Anne çöker iş gücü
    Tartışmasız mescid kor. Ah aşk!
    Bir topluluğun fotograf çekildikten sonra
    Dağıldığı
    An.

    Ah Muhsin Ünlü
    15 -1 ... kahraman arketipi
  • eskisi gibi neşeli olamamak

    12.
    bir suç değil ki diyerek devam ettirmek istediğim başlık. "artık mutlu değilim bu ben olamam" düşüncesini hiçbir zaman anlamıyorum. zira bunu dediğiniz zaman kendinizi bir duygudurum üzerinden tanımlamış oluyorsunuz. ancak biz aslında kişiliğin bundan çok daha fazlası olduğunu içinde; hüznü, mutlululuğu, sevgiyi, öfkeyi, utancı ve daha onlarca duyguyu barındırdığını biliyoruz. insan kendini tanımlamak için bir ötekine ihtiyaç duyar ve genelde hakkında yapılan yorumlar üzerinden belli çıkarımlara varır. çevresi tarafından neşeli olarak tanımlanan biri kendini bunun üzerinden neşeli olarak etiketleyip aslında üzgün olmaması gerektiğini düşünebilir. fakat kişilik tek tek duygulara indirgenemeyecek kadar karmaşık bir yapıya sahiptir.

    eskisi gibi neşeli olmamak çoğu zaman hayatın bir getirisidir ve bazı durumlarda ciddi derecelere varıp anormal bir rahatsızlığa dönüşebilir. fakat bireyin anlık olarak tecrübe ettiği duygularla yüzleşememesi daha büyük bir problemdir. çünkü duygudan kaçınmak onun altında yatan sebepleri araştırmayı ertelemek demektir. çoğu zaman depresif ruh hallerini geçiştirmek isteyen birey, kendisine verilen kısacık ömürde deneyimlediği bu tarz anları ötelemeye çalışır. madde kullanımı, sosyal medya ve adrenalin bağımlılığı gibi şeyler aslında bizim yüzleşmek istemediğimiz duygulardan kaçış yollarımızdır.

    bu yanlış düşünce biçimlerinde çevrenin de etkisi büyüktür. sanki mutsuz olmak kötü bir şeymiş gibi lanse edilip mutsuzluk yaşanmaması gereken bir duyguymuş gibi kişinin bilinçaltına sürekli neşeli olmalıyım mesajı verilir. bu da mutsuzluğun yanında bir suçluluk duygusu yaratır.

    velhasıl insan ne zaman hissettiklerini kabul eder, duygularıyla kendini tanımlamayı bırakıp onların sadece ufak bir parçası olduğunu öğrenirse işte o zaman gerçek benliğini deneyimlemeye doğru büyük bir adım atmayı da başarmış olur.
    13 ... kahraman arketipi
  • yazarların söylemek istedikleri

    260.
    eskiden her şey daha güzeldi. çocukluğumun geçtiği evde odun sobasının başında muazzam bir ilgiyle ateşi seyredişimi hatırlıyorum. saatlerce hülyalara dalarak ateşin içinde dans eden figürleri izler, kendi kendime yarattığım dünyada kimseye ihtiyaç duymadan zaman geçirirdim. büyüyünce bütünüyle değişiyor insan. gerçekçi hale geliyor. ama bir daha o çocuk olabilme şansını yakalayabilseydim tereddüt etmeden kabul ederdim. çocukken büyümek için acele edip durmak mantıklı geliyor fakat insan büyüyünce anlıyor niçin acele etmemesi gerektiğini. çünkü zaman sertleştiriyor sizi, sahip olduğunuz tüm imkan ve özgürlüklere rağmen aynı hevesi yakalayamıyorsunuz. kahraman olarak gördüğünüz yetişkinlerden biri haline geleceğinizi zannedip, büyüdüğünüzde dünyayı değiştirenin kahramanlar değil bencillik ve sefalet olduğunu görebiliyorsunuz. en kötüsü de bir daha asla aynı olamayacağınızı bildiğiniz halde içinizdeki çocuğu arayıp durmak oluyor sanırım.
    20 ... kahraman arketipi
  • tanrıya tapmak gereksizdir

    8.
    kozmolojik kanıtın temel argümanı evrenin kendi nedeni olamayacağı düşüncesidir. einstein'a göre zamanın başlangıcı büyük patlamadır. yani büyük patlamadan önce yokluk olduğu düşünülür. o halde tanrı yoksa evren kendi kendini oluşturacak bir süreçten geçmiştir ve nedensellik ilkesine dayanmaz.

    insan zihni nedensellik ilkesine göre çalışır. bu ilke gereğince elinde olan verilerden elde ettiği olgularla elinde olmayan muhayyileden meydana gelen idealara ulaşmaya çalışır. işte bu yüzden david hume nedensellik ilkesini eleştirir. Hume’a göre tecrübe sınırları içerisinde tecrübe edilenlerin tecrübe edilmeyenlere benzer olduğuna yönelik bir ilkeye ulaşılamaz.

    yani hem nedensellik ilkesini savunup, hem de tanrının öncülü yok o halde gereksiz demek kadar mantıksız bir şey daha yoktur. başlık buna bir eleştiri getirip david hume'un görüşlerini aktarsaydı belki mantıklı olabilirdi.

    not: ateist değilim.
    11 ... kahraman arketipi
  • upanişadlar

    6.
    aynı zamanda veda ismi de verilen hinduizmin en eski kutsal metinleridir. doğu felsefesi başta olmak üzere, bütün düşünce tarihini derinden etkileyen hatta varlık felsefesinin kökenlerini bulabileceğiniz oldukça değerli ve derin yazılardır. upanişadlar'a göre varolan her şey tanrının tezahürüdür. varlıkların özünde yatan gerçek ben ise tanrının kendisidir. bu gerçek ben'e atman ismini verirler. atman; insanın özünü oluşturan dünyevi isteklerden arındırılmış ve belirli varlık mertebelerinden geçmiş gerçek benliktir. kişi atman'a ulaştığı vakit bu dünyada tanrıyı hissedebilmesi mümkündür. ancak kimse o'nu gözle göremez çünkü o kişinin ruhundaki aynada bir görüntü gibidir. hayat yolunun ve varolan her şeyin sonu o'na dönüştür çünkü her şey o'ndan gelir ve o'na gider.

    upanişad metinlerinin tasavvufla olan benzerliği şaşırtıcıdır. tasavvuf düşüncesine göre varlık tek bir özden meydana gelir, o doğmamış ve doğrulmamış olan mutlak varlıktır ve insanı kendi özünden, suretinden yaratmıştır. tanrı her yerdedir iyinin ve kötünün, yerin ve göğün ötesinde, gök gürültüsünde ve yağan yağmurdadır. insan-ı kamil'e ulaşmak için geçilen mertebelerin benzerleri atman'a ulaşmak için de geçilmelidir.

    velhasıl bu metinler teolojik ve felsefi açıdan oldukça değerli, okunması ve incelenmesi gereken metinlerdir. özelikle de tasavvufa, varlık mertebelerine ve ahlak felsefesine ilgi duyanlar için bulunmaz kaynaklardır.

    son olarak tanrının soluğu isimli kitaptan güzel birkaç alıntıyla bitirelim.

    "ey ölüm! seni tanıyan kimse zenginliği ne yapsın? seni tanıdıktan sonra maddenin anlamsızlığını elinde sonunda ölüme ve yok olmaya mahkum olduğunu bildiğim halde, daha uzun bir hayatı nasıl isteyebilirim? hayır, bütün dünyevi şeyler senin olsun. ben dileğimi değiştirmeyeceğim, hiçbir insanın çözemediği bu sırrı bana anlatmanı istiyorum "

    "bilgi ve cehalet bambaşka şeylerdir kişiyi tamamen farklı neticelere götürürler. sen zevk verici şeyleri de terk ederek bilginin de ötesine olan, hikmet'e yöneldin. "

    "mutlak varlık, duyuları dışa dönük olarak yaratmıştır. bu yüzden insan iç alemine değil dış dünyaya bakar. çok ender olarak ölümsüzlüğü arayan bir kimse çıkar, iç alemine bakar ve kendisini bulur."
    7 ... kahraman arketipi
  • de rerum natura

    1.
    romalı epiküryen felsefeci Titus Lucretius Carus'un şiirsel bir dille kaleme aldığı türkçe'ye ismet Zeki Eyüboğlu tarafından varlığın yapısı ismiyle çevrilen felsefi eseridir. kitap her ne kadar lucretius'un hocası epikür'ün felsefesini anlatsa da, hocası sokrates'i anlatan platon gibi lucretius'da kendi fikirlerine oldukça fazla yer vermiştir. lucretius'a göre nesneler; nesnelerden oluşan özlerden meydana gelirler. bu nesnelerin arkasında herhangi bir devindirici ve yaratıcı varlık yoktur. idealar evrenini tamamen reddederek boşluk ve ögeler öğretisi ile varlığın ve evrenin yapısını açıklamaya çalışır. Öğeler varlık kavramı içine giren bütün nesnelerin ilk kurucularıdır. Yapıları gereğince yer kaplayan, özdek soyundan, başlangıçtan beri bitmeyen bir devinme süreci içinde bulunan öğeler ne yaratılmıştır, ne de yok olurlar. yani aristotalesci anlamda ögeleri oluşturan bir ilk kımıldatıcı ve devindirici yoktur. lucretius'a göre varlık tek ilkeden kurulmamıştır. bunun en büyük kanıtı ise tek özden geldiği sanılan bir nesnenin bile kendi ölçüleri içinde çok değişik durumlar göstermesidir.

    nesneleri kuran ilkelerin ikincisi de boşluktur. Boşluk öğelerin bağımsızca devinmesini, birleşmesini, bağlaşımını, bir araya gelmesini, onların değişik ölçüler içinde düzenlenmesini, çözülmesini, ayrılmasını sağlayan ikinci ana ilke, temel yetenektir. boşluk hem nesnenin içinde hem de dışındadır. ve boş uzay olmadan nesneler devinim kazanamaz.

    lucretius bir şair filozof olduğundan, kitap da şiirsel bir dille kaleme alındığından birçok eleştiri almış. ancak belli bir kesime göre felsefe homeros'un destanlarının rasyonalize edilmesinden doğduğu için bu tarz eleştirilerin ne kadar dikkate değer olduğu tartışılır.

    kitabı çeviren ismet Zeki Eyüboğlu bu eleştirilere biraz içerlemiş olsa gerek ki ön sözde kısa ve güzel bir cevap vermiş.

    "Batı düşünürleri, bunlar arasında özellikle felsefe tarihçileri, De Rerum Natura'daki gibi en derin felsefe konularını, varlık sorunlarını Epikuros'tan aldığını, kendiliğinden bir nesne katmadığını açık seçik bir dille çekinmeden söyleyen Lucretius'un pek yeni, derin bir ozan olmadığını ileri sürmekten geri kalmamışlar. Bu yargı Lucretius'un adını duymaktan öteye geçemeyen bir takım Türk aydınlarınca da olduğu gibi benimsenmiş, onun adı geçince "pek büyük bir ozan değil, Epikuros'a özenmiş yazmış" deyip geçmelerine yol açmıştır.

    Şiiri kuru bir söz dizisi, içi boş kavramların yanyana gelmesinden doğan pek sığ bir uyum olarak anlayanlar, varlığın derinliğinde, doğanın bilinmeyen yörelerinde, gerçek yapısında neler olduğunu bilemeyenler için bu köksüz yargı azdır bile. Oysa gerçek şiir, Batıyı ucuzundan, birkaç çeviriden tanıyan, okumadan yazmaya kalkışan, düşünceden, kültürden yoksun, ilk çağ şöyle dursun bizim Divan Edebiyatını bile okuyup anlayacak yeteneklerden uzak kimselerin sandığı gibi kuru söz dizisi değil, bir sorunu, varlık karşısında derinden gelen ölçülü bir tutumu, davranışı olan, kendinden önce gelenlerden soru soran, gelecektekilere karşılık veren şiirdir. Felsefe için "titanlar savaşı" derler, şiir de "tanrılarla yaratma yarışı"dır. Gerçekten büyük ozanı yaşatan, yeryüzünün bucaklarında benimseten sesinden çok öze inen görüşü, varlık'a açılan tutumudur, kurduğu yaratma ortamıdır. Batının yaratma alanında "büyük" adını alan ozanların içinde ilk çağın kültür düzenlerini, düşünürlerini, ozanlarını tanımayan, bilmeyen, onların diliyle söyleşemeyen bir tek kişi yoktur."

    uzun zamandır okuduğum en güzel karşı çıkış buydu sanırım. velhasıl de rerum natura karmaşık olduğu kadar anlaşılmaya ve okunmaya değer bir eser. özellikle varlık ve yokluk gibi konuları araştıranlar için bulunmaz kaynaklardan bir tanesi.
    12 ... kahraman arketipi
  • sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar

    6431.
    sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
    sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar

    Anı ölümsüzleştirmek ve anı yaşamak arasındaki fark; gerçek bir deneyimin bir fotoğraf karesine asla sığamayacak olmasıdır. Yine de insan sonsuza kadar yaşama istediğini bir şekilde tatmin etmek ister. Sonlu olanı sonsuz kılmaya kalıcı olmaya çalışır. Fakat var olmanın güzel tarafı her eşsiz ve nadir deneyimin bir defa yaşanabilir olmasında yatar. Bütün zorluklarına rağmen hayat yaşamaya değecek kadar güzel.
    20 -1 ... kahraman arketipi
  • anın görüntüsü

    32372.
    anın görüntüsü
    24 -1 ... kahraman arketipi
  • sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

    17737.
    sadeliğin içindeki güzelliği görmeyi başardığınızda öğreniyorsunuz yaşamayı. bir şeylere sıfat yüklemeden sadece sizde yarattığı duyguya odaklanarak onu deneyimlemek en güzeli. açıklama bir illettir çünkü.
    16 ... kahraman arketipi
  • iletişimsizlik

    18.
    "sen nasılsın?" sorusunun samimiyetten uzak bir şekilde dile getirildiği diyaloğun içinde başlar iletişimsizlik. çoğu zaman iyi bir dinleyici olmanız iletişimin içine dahil edilmeniz için yeterli bir sebep olarak görülür. anlatılacak olan konunun sizin tarafınızdan dinlenilmesi gerekir, ancak sizin oradaki varlığınızın çok da bir önemi yoktur. zira konumunuz bir arkadaştan ziyade etkin dinleme yapan kişidir. şüphesiz nasıl olduğunuzun karşıdaki kişi için çok bir önemi yoktur. samimiyetten uzak bir nasılsın ile gönlünüzü almaya çalışıp söylediğiniz birkaç kelimeden sonra lafınızı keser. bu tam olarak tek taraflı bir konuşmadır ve etkin dinleme emarelerini göstermediğiniz vakit, "dinliyor musun?" sorusunu duyarsınız.

    çünkü kendi yaşantılarından başka bir şeyi umursamayan insanlarla kurulan diyaloğun adıdır iletişimsizlik. ne düşündüğünüz sadece karşıdaki kişinin hayatını ilgilendiriyorsa önemlidir.
    bir süre sonra göz temasını kesip başka bir dünyaya adım atarsınız. geçmişteki bir anı gelir aklınıza, ya da akşam ne yemek yapacağınızı düşünmeye başlarsınız. sizi buna mecbur kılan kişi ise orada olup olmadığınızı umursamadan anlatmaya devam eder. şimdi ve burada var olmayı istemeyeceğiniz, zamanınızı öldüren korkunç bir andır o an. "gerçekten beni umursadığını sanmıyorum" demek gelir içinizden. kendi yaptığı hatanın farkına varıp, bunu düzeltsin istersiniz. fakat insanları düzeltmeye çalışmanın boş bir uğraş olduğu gelir aklınıza.

    iletişim dediğimiz çoğu zaman tek taraflı bir iletişimsizliktir. konuşmanın sınırlarını kelimeler çizer, kuralları ve ilişkinin yasalarını belirleyen onlardır. ancak sevdiğiniz kişilerin söylemediklerinizi de anlamasını beklersiniz. zira iletişim söylenenden çok söylenmeyenler üzerine kurulur. fakat yıllardır süren arkadaşlıklarda bile böyle diyalogların olmadığını görmek, bugünlerde bir çok kişinin ağzından düşürmediği özveri kelimesinin boş bir sesten ibaret olduğunu öğretiyor insana.

    yazık.
    11 ... kahraman arketipi
  • hiç geçmeyen üzüntü

    24.
    bazı insan mizacı gereği yaşamdaki bir takım ayrıntıların üzerinde fazlaca durur. görmek istemediği şeyler gözüne çarpar, yaşamın anlamıyla ilgili nihai konuları sorgulaması küçük yaşlardan itibaren başlamıştır. bu dünyada nereye baksa iyilikten çok kötülük görmeye başlayanlar hakikate en fazla yaklaşanlardır. acıdan kaçıp hazzı aramanın tatlı ayartısı birey için her zaman arka kapıdan çıkış imkanı sağlayan sanrılar gibidir. mesele hiçbir zaman mutlu bir anın biteceği kaygısına düşmüş kişinin bencilce hayıflanmaları değildir tabi, asla böyle olmamıştır da. haz arayışlarının içinde insan neler kaçırdığını bilmeden yaşamaya devam eder. çünkü tatmin olabilen bir doğası yoktur, kaybetmeden sahip olduklarının değerini anlamama laneti ile gelmiştir dünyaya.

    her şeyin hakkı olduğunu düşünür. sevilmeyi hak ettiğini düşünür mesela, bunun için hiç çabalaması gerektiğine inanmaz. kendini değiştirip iyi biri olmak için mücadele etmez, çünkü doğasında bencillik yatar. dünyanın onu merkezine alarak döndüğünü zanneder. oysa gerçek bundan daha farklıdır. hayat mutluluk arayışının basitliğine asla indirgenemez. hayatın temel problematiği asla üzüntü veya mutluluk olmamıştır. asıl bunları sürekli olarak konu haline getirdiğimizde yaşamayı ertelemiş oluruz. nietzsche güç istenci kitabında şöyle yazar;" eylem güçlülerinin kötümserliği, müthiş bir mücadeleden sonra hatta kazanılan zaferden sonra niçin? kendimizi iyi veya kötü hissetmemizden herhangi bir şeyin yüz bin defa daha önemli oluşu bütün güçlü mizaçların ana içgüdüsüdür"

    üzülmek veya mutlu olmak yaşantılarımızın bir sonucudur. hiç geçmeyen bir üzüntüye gark olduysa kişi belki de yaşamda diğerlerinden daha fazlasını görebildiği içindir. o halde buna kederlenip durmak niye? nedenlerini araştırmak varken, ruhun inanılmaz doğasını inceleyip okumak daha fazlasını öğrenmek varken, üzerine gitmek varken bu üzüntüyü geçiştirmeye çalışmak ondan kaçmak ne fayda sağlar kişiye. hayat bardağın dolu tarafı veya boş tarafı ile ilgili değildir. hatta bir bardak falan da yoktur. yaşamanın doğası başka hiçbir şeye indirgenmeyecek kadar kendine özgüdür. şüphesiz şimdiki anın içinde yaşayan insanda öyle. o halde düşünüp durmayı bırakıp biraz yaşamayı öğrenmeli insan, çünkü bütün karmaşası ve çatışmalarıyla hayat gözümüzün önünde duruyor ve ileri atılmayı erteledikçe engebeli fakat oldukça eşsiz güzellikte bir yolculuğu kaçıyoruz.
    11 ... kahraman arketipi
  • günün film müziği

    43.
    https://www.youtube.com/watch?v=FRZPqunSnNg+
    9 ... kahraman arketipi
  • engin geçtan

    23.
    bugün büyük bir bilim adamı, aynı zamanda büyük bir yazar hayatını kaybetti. üniversite yıllarında bir hocamın kendisinden bahsedişini hatırlıyorum. huşu ile karışık bir saygı ifadesi takınır;" engin bey bizlere çok şey öğretti" derdi. yaptığı çalışmalarla, yazdığı kitaplarla adı sonsuza kadar yaşayacak ve bizden sonra gelenlere öğretileri aktarılacak. allah rahmet eylesin.
    9 ... kahraman arketipi
  • yeni şeyler getiriyorum