• canınız yansa kime gidersiniz

    77.
    kimseye gitmem, kafam berraklaşana kadar yazarım. ortaya bir şeyler çıktığında acım zaten hafiflemiş olur.
    12 ... kahraman arketipi
  • anne

    2193.
    bizim gibi ataerkil toplumlarda bir statüdür annelik. yüzyıllardır süregelen kültürde ikinci plana atılmaya çalışılan kadın, ne hikmetse anne olunca kutsallaşır. bunun sebebi kültürel bilinçdışında yatan anne arketipidir. jacques lacan çocuk ve baba arasında ortaya çıkan çatışmada kilit rol oynayan kişinin anne olduğunu söyler. yani oedipus çatışmasının temel sebebi annedir. kültür bunun üzerine inşa edildiğinde; ideolojilerin, hukukun, yazısız kuralların bile bundan etkilendiğini görmek kaçınılmazdır. bu yasa bir şekilde bilinçdışına işler. otobüste giderken genç bir kadına yer vermeyebiliriz. ancak aynı kadının çocuğu varsa hemen kalkıp yer verilir. boşanmalarda kadının bir çocuğu varsa kendisi için de nafaka alma şansı artar.

    bunların hepsi anne kavramının statü belirtisi olduğuna işarettir. ancak anne olmayan kadın aynı değeri görmez. aklıma adını şimdi hatırlayamadım bir fatma girik filmini getiriyor bu durum. filmde taşrada yaşayan fatma girik'in çocuğu olmuyor ve diğer kadınlar onunla çocuklarını göstererek dalga geçiyorlar. doğurganlığın kadını yüksek bir konuma yerleştirmesi, kolektif bilinçdışının ve evrimsel hafızanın bir sonucu.

    konuyla alÂkalı örnekler çoğaltılabilir. annelik birçoğumuz için gerçekten kutsal, fakat kadına aynı değeri vermediğimiz sürece toplumsal bir yanılgı içerisine düşeceğimiz de kesin.
    5 ... kahraman arketipi
  • bir şairden bir cümle

    344.
    'Dudaklarındaki tuzu dudaklarıma almak için
    Çok oldu tepelere vurdum kendimi
    Bulutlara karıştım ve karanlık kahvelerde
    Tıraşı uzamış adamlardan
    Huylarını öğrendim senin. '

    ismet özel.
    6 ... kahraman arketipi
  • şu an okuduğum kitap

    86.
    aydınlanmanın diyalektiği-Max Horkheimer ve Theodor W. Adorno

    batı felsefesinde bir dönem revaçta olan akılcılığın ve deneyciliğin eleştirisini yapıyor kitap. bunu yaparken insanın doğaya bilimle hakim olma çabalarını homeros'un odysseus destanından örneklerle açıklamaya çalışıyor. yazarlar aydınlanma düşüncesiyle ortaya çıkan bu çabaların, insanı ileri götürmekten çok kurduğu düşünce sisteminin nesnesi haline getirdiğini, onları doğadan uzaklaştırarak basit canlılara dönüştürdüğünü savunuyorlar. güzel bir eser, bitirince tekrar bir şeyler yazarım.
    7 ... kahraman arketipi
  • sözlük yazarlarının itirafları

    174600.
    gülümsemelerin ardında gördüğüm hüzünden fazlaca rahatsız oluyorum, bir ortamda bunu yakaladığım zaman yüzleştirme içgüdülerim harekete geçiyor. ancak biliyorum ki her zaman doğrucu davut'u oynamak iyi değil, bu karşıdaki insana zarar verebilir. geçenlerde bir arkadaş ortamında bu davranışın sıkı bir örneğine rastladım. genelde 4-5 kişinin olduğu nispeten daha az samimi bulduğum bir araya gelişlerde çok fazla konuşmayı sevmem. insanların yeni tanıştıkları zaman yaptıkları muhabbetler yüzeysel havadan sudan konular oluyor, bu da konuşmaya teşvik edici bulduğum bir özellik değil. tabi ki bulunduğumuz yerde yıllardır tanıdığım samimi arkadaşlarımda vardı. ancak onlar diğerleriyle ortak meslek grubunda olunca hemen kaynaştılar. ben de çaktırmamaya çalışarak, arada hiç ilgilenmediğim bir maçın özetini izliyormuş gibi yaparak onları gözlemlemeyi tercih ettim. susmaya devam edersem konunun benim üzerimde yoğunlaşacağını bilerek arada sırada sohbete müdahil oldum. en çok dikkatimi çekense masada bulunan kadınlardan birinin babası hakkında 'o şerefsizi hapse attıracağım' tarzında gülerek yaptığı yorumu oldu. arkadaş grubunda benim dışımdaki herkes avukat olduğundan, acaba bu tarz bir espri anlayışları mı var diye sorar gözlerle yakın arkadaşıma bakındım. ancak o sohbete fazlasıyla daldığından tepkilerini masadaki insanlara göre ayarlamıştı bile. benimse kadının gözlerinde gördüğüm, neşeyle bahsettiği bu konu hakkındaki derin üzüntüsüydü. durumun onu oldukça rahatsız ettiğini anladım, ancak o bu mevzuyla gülerek dalga geçiyordu. daha sonra babasının onu küçük yaşlarda terk edip, uzun yıllar sonra geri geldiğini söyledi. konuyla ilgili daha fazla detaya girmeyeceğim, ancak anlattıklarından babanın kötü biri olduğunu anlamıştım. aile bireylerinin illaki sevilmesi gerektiğini düşünmüyorum. hepimiz insanız ve belirli değerler üzerinden analiz edildiğimizde nasıl biri olduğumuz ortaya çıkıyor. toplumda bu kadar kötü birey varken birilerinin ailesini ona yaşattıklarından dolayı sevmemesi yargılayabileceğimiz bir durum değil. fakat işin üzücü tarafı bu konuyu geçiştirmiş gibi yapıp aslında çok fazla kafaya takıyor olmasıydı. yaraları olduğu belliydi, gülümseyerek anlattığı anıları derin bir trajedinin izlerini taşıyordu. ve yeni tanıştığı birine bile bunu gülerek anlatıyor oluşu, konuyla ilgili oldukça büyük bir savunma içgüdüsü geliştirdiğini düşünmeme sebep oldu. bu onun " bakın ben bu duruma alıştım, beni yaralayamazsınız" deme şekliydi. o gece kaç kişi bunu fark etti bilmiyorum. gecenin sonlarına doğru birebir konuşma fırsatı yakaladığımız bir anda durumla ilgili profesyonel yardım alıp almadığını sordum. aldığını söyledi. genelde bu tarz hassas mevzularda bilmiş yorumlar yapmayı sevmem. fakat yeni tanışmış bile olsanız bir insanın yarasını görüyor, onunla temas ediyor olmak etkilenmeden kaçabileceğiniz bir durum değil. duyguları anlayabilmek bazen bir lanet gibi insanın başını sarıyor. hakikatin menziline girdiğinizde artık ondan kaçamayacağınız bir noktada oluyorsunuz. her insan dinlenilmeyi, tahlil edilmeyi ve anlaşılmayı hak ediyor. yara almış, belki kabuk bağlamış, hüznün taraçalandırdığı yürekleriyle küçük bir çocuk gibi masum bir şekilde size bakarlarken, her şeye kudretiniz yetecekmiş gibi hissediyorsunuz. sanki dünya sevgiyle değişecekmiş, olanca onurumuz ve gururumuzla dünyaya karşı durabilirsek kötülüğü aşabilecekmişiz gibi. bilmiyorum, belki çok idealist bir söylem olacak fakat umurumda değil. bir gün değişeceğine inanmak istiyorum. hiç sevmediğim adalet anlayışım bunu istiyor, böyle yaşamak geçiyor içimden.
    10 ... kahraman arketipi
  • gecenin şiiri

    12314.
    Sarardın üzüntüden, üç gün ağladın
    baktım gözlerine şıçramış halkın gözleri
    incesin
    bardakta bir karanfile benzemiyor inceliğin
    serçeler sekmiyor hayır, dudaklarında
    ham demirden bir çanakta dövülmüş otlar olur
    ısınmış taşlar olur yazları geceleyin
    sazlar
    kanımda Çiçek Dağı'nı vurur
    doldurur öylece göz yerlerimi inceliğin

    Tenimde iz bırakmış kar kokusu
    terli, muğlak adamların hevesleriyle
    harman edilmiş tenim
    sevinçler artırmışım çiçekli
    ve çiçeksiz bütün dağlardan.
    Sarhoşken bağrıma akıtılan yıldızlar
    özümü çekip ayırmış avuntulardan.
    Şimdi sana bakıyorum, kalabalık gözlerin
    ağlamasan bizi utandıracak sanki dünya
    Valentina Tereşkova
    ve çekik gözlü kadın komandolar
    çünkü üç gün beslendiler senin gözyaşlarınla.

    Sen ağlarken azığımız çoğaldı
    elledik halkın ağrılarını cesurca
    ağlamasan
    kök inatla kavramıyor toprağı
    boş umutlar içinde pervasız büyüyor kir
    ağlıyorsun ihanete karşı şavkıyor pıçak
    bir pıçak ki sevgilim, Sürmene işidir.

    Bir şehrin uzak semtleri gibi gözlerin
    üzgün, kara, ayaklanmaya hazır
    ben yaralar kuşanıp katılırım onlara
    onlara katılırım yedek mermi ve şarkılar alarak
    seni alırım sonra her bir yanım çağıldar
    bir oyuna kalkarız sıkılmış yumruklarla
    yazarız duvarlara fırtınalı yazılar.
    Bir gün burda, bu kalktığımız yerde
    kendini yaşamakla taşıran bir güneş kabarcığı
    zonklayan bir atardamar olduğu anlaşılır
    el tutuşmuş çocuklar ki o zaman
    senin gözyaşlarını heyecanla kapışır.

    ismet özel.
    11 ... kahraman arketipi
  • intihar etmemek için nedenler

    29.
    bir süre sonra bu düşüncenin geçeceğini bilmek. zamanla, sabır ederek bu dünyaya katlanmanın, erdemli bir şekilde yaşamanın yüce bir eylem olduğunun farkına varmak. ve en dibe çöktüğümde bile beni hayata bağlayan birkaç yakın dostumun, güzel anılarımın olması. modern dünyanın bir şeye benzediği yok, soğuk ve boş. yinede hiçbir şey yaşamdan vazgeçmeye değmez.
    9 ... kahraman arketipi
  • kadıköy de yolda yürüyen kıza yumruk atan manyak

    24.
    ancak mazluma yeter bunların gücü. ah bana denk gelmiyor ki sakız gibi çiğneyeyim.
    9 ... kahraman arketipi
  • genç werther in acıları

    28.
    goethe'nin sembolik intiharını da içeren gerçek yaşam öyküsünden uyarladığı eseri. bir trajedi olsada werther'in izlediği yolları takip edenler için büyük bir ders niteliği taşımaktadır.
    10 ... kahraman arketipi
  • aynaya bakınca ne görüyorsun

    62.
    fiziksel varlığımın yansımasını; geçiciliği, bir gün yok olup gidecek zamanla yüzüne sert çizgiler çekilecek, saçlarına aklar düşecek bir adamı. aynaya baktığımda diğer insanların bende gördüğü yansımanın bir benzerini görüyorum. oysa sevincin, hüznün, coşkunun insanın içindeki ruh denizinde kopardığı fırtınayı hiçbir ayna gösteremez. aynadaki yansıma, bir sanrıdan ibarettir. insan kendini ne kadar ararsa arasın orada bulamaz. aynalar dünyasında yaşayan, birbirini anlamaktan uzak kişilerin, asla ulaşamayacağı hakikat ruhun, imgelemlerin dünyasında yatar. nasıl görünürsek görünelim, neye sahip olursak olalım değiştiremeyeceğimiz şeyler vardır bu hayatta, geçicilik ve anlamsızlık gibi. ve bunu aşmanın tek yolu iç dünyada ruhsal bir devrim yapmaktan geçer.
    9 ... kahraman arketipi
  • günün klasik müziği

    216.
    https://www.youtube.com/watch?v=84yBioZZwf4+
    10 ... kahraman arketipi
  • kötü biri olmaya karar verilen an

    52.
    insan sadece iyi veya kötü olarak tanımlanmak için çok karmaşık bir canlıdır, insan bir süreçtir. sürekli bir devinim içerisinde olan ruhsal yapısı, değişime uğrar. dışarıdan çok iyi gördüğünüz biri içinde bir sürü kötülüğü barındırıyor olabilir. çünkü ruhsal yapı birçok zıtlıktan, farklı duygulardan ve dürtülerden meydana gelir. tek bir davranış üzerinden birinin iyi veya kötü olduğuna karar vermek imkansızdır. bu temel yanılgıya personafikasyon denir. türkçesi kişiselleştirmedir. kişiselleştirmeler ötekileri analiz ederken subjektif yargılarımıza sıkı sıkıya bağlı kalarak o kişi hakkında yanlış sonuçlara varmamıza yol açar. bu davranış çocukluğumuzdan gelmektedir. örneğin balkon demirlerine tırmandığı için babası tarafından azarlanan bir çocuk, kafasında 'kötü baba' imgesi oluşturur. ve babasını tek bir davranışı yüzünden personafike eder.

    personafikasyon yetişkinliğe taşınabilen bir davranıştır. insanlar sadece ötekileri değil, kendilerine de kişiselleştirmeler aracılığı ile yargılayabilirler. kötü biri olmaya karar verilen o anda, kendimizi kişiselleştirmiş oluruz. çünkü insan iyi ve kötünün ötesinde bir varlıktır. duygu, düşünce ve davranışlarının toplamıdır, yaşam boyu gelişim gösteren büyük bir süreçtir. bizim kendimizde gördüğümüz ve başkalarının bizde gördüğü kişilik çok farklıdır. çoğu zaman kendimizi, diğerlerine anlatamayız. birinin gelip bizi çözmesini, anlamasını beklediğimiz çok olur. ancak bunu yaparken kendimizi iyi veya kötü olarak basitleştirip onlara sunarsak, kendi varoluşumuza saygısızlık etmiş, benliğimizi ötelemiş oluruz.

    o halde; anlatmama izin vermeden yargılama, yaşadıklarıma saygı duy. yaşam denen dikenli yolda, benim de senin gibi kendi acılarım olduğunu bil. anlamaya çalış, iyi veya kötü olarak yaftalama. yaşadığım kargaşayı basitleştirme. seveceksen özümde yatan insanı görmeye çalış. her davranışıma şahitlik et. çünkü ben de senin gibi bir insanım ve bir şeyler olmaya değil, sadece olmaya çalışıyorum.
    8 ... kahraman arketipi
  • arthur schopenhauer

    341.
    temel felsefesini anlatan eseri isteme ve tasarım olarak dünyadır. bu eser schopenhauer'ın iki denemesinden oluşmaktadır. bunlardan bir tanesi tasarım olarak dünya bir diğeri ise istenç olarak dünyadır. 'dünya benim tasarımımdır' ifadesiyle giriş yapar schopenhauer kitaba, burada anlatmak istediği şey dünyanın salt bir görüngüden ibaret olmasıdır. öznenin, özdeğin yapısını tam manasıyla anlaması için bilincinin sınırlarını aşıp, kendini nesnenin yerine koyması gerekir. ancak bu imkansızdır, zira duyu organlarımla algıladığım her veri bilincin süzgecinden geçer ve anlağın yapısı içerisinde, anlamlı bir hale gelebilir. o halde şeylerin özünü doğrudan kavramak mümkün değildir. schopenhauer kitabın ilk kısmında bu düşünceden yola çıkarak, kant'ın kendinde şey kavramını eleştirir. fakat bir açık kapı bırakarak, tasarım olarak dünya düşüncesinin her zaman kuşkuculuğa tabi tutulması gerektiğini de söyler.

    isteme olarak dünya ise, yeter sebep ilkesine dayalı istencin bir sonucudur. schopenhauer'a göre isteme insanın aklında birden beliriverir. bir kuşun yuvasını inşa etmesi, insanın gövdesinin diğer canlılardan ayırt ederek farklı olarak tanımlayabimesi istemenin bir sonucudur.

    schopenhauer'ın bu düşünceleri ileri sürdüğü yıllarda ne evrim teorisi vardı, ne de derinlik psikolojisi kurulmuştu. fakat buna rağmen onun yaptığı incelemeler çağını aşarak ondan bir yüzyıl sonra doğan sigmund freud'u etkileyip, düşünce tarihine çağ atlatmıştır.

    not: schopenhauer'ın sistematik hale getirip felsefesini anlattığı tek ve temel eseri budur. diğer eserleri daha farklı nitelikler taşırlar.
    7 -1 ... kahraman arketipi
  • ilk buluşmada sarı kolanız varsa aliyim diyen kız

    15.
    en derin, en yüce duyguların insanıdır, insan-ı kamildir, üst insandır. ne zaman bir bara, pub'a veya kafeye gitsem gözüm hep sarı kola sipariş eden kadınları arar durur. göremeyince hüzünlenir ve içe kapanırım. çünkü sarı kola bana çocukluğumun soğuk gecelerinde sobanın dibine oturup demli çay eşliğinde yediğim kestaneleri hatırlatır. ne vakit sarı kola sipariş eden bir kadın görsem duygularıma hakim olamayıp evlenme teklif etmek isterim, fakat kendimi yanlarına yakıştıramayıp vazgeçerim.

    özellikle belirli şekillerde verilen siparişleri görünce kendimden geçtiğim, Bezm-i aleme çıktığım olur. örneğin;" başkan oradan sarı kola versene"

    bana da ısmarla sarı kolan içen kız.
    8 ... kahraman arketipi
  • erkeklerin olgun kadın sevdası

    141.
    olgunluğun yaşla ilişkisi bakımından her zaman artan bir çizgi gösterdiğini söyleyemeyiz. eğer olgunluk ruhsal yapıda vuku buluyorsa, fiziksel yaşın birini diğerinden daha olgun kıldığını söylemek yanlış olur. tabi ki her deneyim yaşama dair bir ders verdiği, sonucunda bir öğrenme sağladığı için, bu deneyimlerin olgunlaşmayı desteleyici nitelikte olması kaçınılmazdır. ancak yaşantılardan kazanım elde etme becerisi kişiden kişiye değişir. geçmiş yaşantılarımız, doğuştan getirdiğimiz bir takım özelliklerimiz ve farklı çevrelere maruz kalmış olmamız(ki bu farklı deneyimler demektir) kişiliğimizin olgunluk derecesini belirler.

    bu açıdan yaş farkı kimi durumlarda sadece fiziksel değişimin belirleyicisi olabilir. eğer erkek belli bir olgunluğa, bireyselleşme ve bütünleşme süreçlerinden geçerek ulaştıysa kendini ruhsal anlamda çözebilecek her davranışının ardında bir sebep yattığını görebilecek kadınları tercih eder. her ne kadar kadınların mantıklı neden/sonuç ilişkilerine dayalı olarak çözülebilecek varlıklar olduğunu düşünmesem de onlarda kendilerini anlama çabası gösteren erkeklerden hoşlanır. en azından olgun diyebileceğimiz kadınlar bu tercihi yapar.

    sonuç olarak etkileşim ve uyum önemliyse, yaş olgunluğun salt belirleyicisi sayılmayacağı için temel olan insanların birbirinden hoşlanıyor olmasıdır. konunun cinsel yönü herhangi bir anlam içermiyor zaten, sadece primitif bir takım arzuların tatmin edilmesi o kadar.
    8 ... kahraman arketipi
  • günün sözü

    10473.
    kendini diğer herkes gibi ölümlü olarak görmeyen birinin, yüzleşme noktasına ulaşmak için katedeceği yol çok uzundur. yüzleşme noktasında ne mutlak cahiller ne de yetkin bilgeler vardır. sadece bildiklerinden daha fazlasını birlikte öğrenme girişimi içindeki insanlar vardır.

    paule freire.
    6 ... kahraman arketipi
  • kendini diğer insanlardan farklı hissetmek

    9.
    tutunulması gereken güzel bir özelliktir. bugün dünyayı iyi anlamda değiştirdi diyebileceğimiz kim varsa, bu duygunun aynısını hissettiler. ancak onların sıkı sıkıya bağlı olduğu amaçları vardı. belki birçoğu hayatını doğru düzgün yaşayamadı, tecrit edildiler. yinede ne pahasına olursa olsun, kendilerini bir şekilde ortaya koyarak, bugün bile hatırlanan insanlar haline geldiler.

    insanın kendini değersiz hissetmesi, farklılığı anormal algılaması kapitalizm dediğimiz şeyin bir sonucudur. zira materyalist ve indirgemeci bir takım yaklaşımlar insanı bir organizmanın ötesine koyamıyorlar. oysa biz hepimiz bu dünyayı farklı pencerelerden görebilecek yeteneklerle donatılmış durumdayız. dünyayı algılarken; zihnimize gelen ve anlağın yapısı içerisinde anlam kazanan verilerin, yüksek bir bilinçlilik haliyle ortaya koyulması, hepimizin dünyayı algılayışının farklı olduğunun bir göstergesi. bu eşsiz görüngüler dünyasında farklı hissetmek kadar olağan bir durum daha yok.

    belki dünyayı değiştirecek büyük bilim adamları, yetkin sanatçılar olamayız ama bir insanın bile hayatını kökünden değiştirebilsek, kurduğumuz anlamsız cümleler arasında bir sözcük bile başka bir insanı hayata bağlasa, olağanca anlamsızlığa ve farklı hissetmemize karşın yaşamımız kendimizin ötesine geçerek daha yüce bir amaca hizmet etmiş olur. çünkü bir insanı anlayabilmek, onun bir aynası olarak bütün toplumu anlamak demektir. ve bu insanı değiştirdiğinizde, toplumu da belli ölçüde değiştirmiş olursunuz.
    12 -1 ... kahraman arketipi
  • gecenin tablosu

    28.
    gecenin tablosu

    Thomas Cole - The Voyage of Life Manhood, 1840
    7 -1 ... kahraman arketipi
  • ismet özel

    898.
    "hınçlar ve revolverler uçuşur
    kabuklu yüreklerinden bazı adamların.
    Dikkat, kan
    bıngıldıyor
    yine senin sıranı atlamıyorum
    koynun güneşe çarptığında yara
    geniş bir yara yapışıyor sevdama.
    Ve artık anlatmak için yeryüzünün tuğlalarını
    seni anlatıyorum
    abanmak geçiyor içimden gövdenin küllerine
    sana çatlarcasına inanıyorum
    çünkü kopartarak geliyorsun göğün zağarlarını
    canevinde tortop umudu aydınlığın.
    Yüzümü kınından çıkaran sensin
    pencereyi getiren aklıma
    sanki güzmüş
    sevecenliğe sarınmak istiyormuş gibi
    sanki canım
    yüzümü sensin biriktiren kitaplara.
    Çocuklar sinemada bir atlı alkışlıyor
    bu yüzden seviyorum seni
    bizimkiler bu yüzden yeniyor ötekileri
    ve karnının kurşun işleyen karanlığı
    hüznün namusunu savunan ellerin
    Fidel Castro'yu övüyor bana
    bunun için."

    ne yaşamak, neler görmek gerekir böyle güzel dizeleri yazabilmek için, hangi acıları ihtiva etmesi lazımdır ruhun. kaç kadını sevmek, kaçından vazgeçmek gerekir. ismet özel beyefendi iyi ki varsınız.
    8 -2 ... kahraman arketipi
  • sıkıntı

    94.
    insanın karşısında sabırla durması gereken, yaşamın üzerine inşa edildiği olgulardan bir tanesi. zaman zaman sıkıntı, dipsiz bir kuyu gibi çevreler etrafımızı. insanın insanla ve doğayla yaşadığı çatışmanın bir sonucudur. sıkıntının gölgesi, aydınlığa ulaşmak için güçlü bir istek yaratır insanın içinde. işte o istek nice buluşların, nice sanat eserlerinin doğmasına yardımcı olur.
    8 -1 ... kahraman arketipi
  • yeni şeyler getiriyorum