• cogito

    25.
    2009 yılında çıkan feminizm ile ilgili 58. sayısını oldukça beğendim. feminizmin yanı sıra toplumsal cinsiyet, cinsiyet algısı, cinsel kimlik, androjenite, feminite gibi konuları da değinmiş. birde dergi denilince benim aklıma 40 50 sayfa bir şey gelmişti ancak 400 küsür sayfa olunca şaşırdım.

    akademik bir dergi olduğu için referans olarak da kullanıyorum bazı ödevlerde.
    #36601633 :)
  • günün şiiri

    2503.
    üstü beyaz örtü örtülü eşyalar gördüm
    son piyesimde oynayan kadının göğsünde,
    öyle alımlıydı ki bakışlarındaki şahin
    bir an yüzümü alsam çevirsem yüzünden
    içimdeki filinta rüzgar, o masum hain,
    dudaklarındaki mumları bir bir söndürürdü
    hiç kuşkusuz buna inandım;
    yavaşça kalkıp oturduğum dağdan
    hoyrat yaradılışlı adamların dövdüğü
    güzel asuların yanından geçerek
    ruhumda cemaatsiz kalkan bir cenazenin
    ikindi ezanı
    ruhumda daha ruh bile olamamış bir telaş
    ve nisan gülümsemeli bir ürpertiyle
    elleriyle, bir tek elleriyle bana uzattığı
    balkonlardan
    o hep üstünkörü anılıp unutulmuş balkonlardan
    bir kentin en hırçın su kenarlarına indim.

    bir söz söylesem, söyleyebilsem, cesaret etsem
    yaz sonsuza kadar geri çekilirdi
    yaz sonsuza kadar geri çekilirdi ve
    yazın bıraktığı boşluğu hiçbir mevsim dolduramazdı
    yaza ait ne varsa
    yazı yaz yapan kim varsa, ne varsa
    apaçık ortada kalırdı
    hiç kuşkusuz buna inandım;
    hırpalanmışlığımı anlatmak istedim ona
    eşkıyaların talan ettiği büyüyü
    benden çıkartılıp başkasına taşınan uykuyu
    uykuların oğlu rüyayı, rüyalarımı, oğullarımı
    beni
    beni seslendiren hisleri
    beni çizen, rengimi tayin eden ressamları
    ve beni kaldırım yapan mimarları anlatmak
    ona yalnızca birşeyler anlatıyor olmayı istedim;

    oysa o
    yorgun ve ormansızdı! oysa onun
    bineceği ve uzaklaşacağı atlar hazırdı;
    doğaya takılmış bir nazar boncuğuydu bedeni
    kıvrak
    yeşil
    faziletli
    hala yanmakta olan, hiç sönmeyecek bir cadı;
    suya eğilmiş örümcekti gözleri;
    seven insanın gözleri geçit vermezdi;
    seven insanın gözler, vakte pusu kurardı;
    bir çiçek koparttım avcumdan
    yaklaştım
    yaklaştım
    çiçek beni ona verdi buna kuşkusuz inandım
    ve dedim ki, ve diyebildim ki ona:
    - ben ölüyorum sevgilim
    sen bir el daha oyna!

    böyle gülebileceği aklımın ucundan bile geçmezdi
    aklımın ucunda çocukluğum duruyordu
    hafifçe dokunsam çocukluğuma
    aklımın ucundan aşağı düşecekti
    tutamayacaktım, hakikaten düşecekti
    o orada
    tuhaf, büyük kahkahalar atarken
    annem sıkı sıkıya kavradı babam kesti bileklerimi
    seven insanın gözleri geçit vermezdi;
    seven insanın gözleri vakte pusu kurardı;
    kan olmuş akıyordum
    tüm varlığım kana dönüşmüştü akıyordum
    ben şimdi kim bilir nerelerden nerelere akıyordum
    kurumayacaktım
    kurusam leke olacak hiç çıkmayacaktım
    onun alnına sürülmüş kurban kanı olacaktım
    parmaklarına kanım kına diye yakılacaktı
    bunu istiyordum artık, buna kuşkusuz inandım

    patlattığım tokatla savrulup yığılırken yere
    çekip aldım göğsündeki eşyaların beyaz örtüsünü
    kendi gözlerimle gördüm kendi gözlerimle bunlarla
    kadının göğsünde yatan dişi yılanın ölüsünü
    yılanla boğdum o kadını sonra
    yılanla asıp
    yılanla sarkıttım leşini balkonlardan
    o hep üstünkörü anılıp unutulmuş balkonlardan
    haykırdım!
    haykırdım!
    haykırdım!
    çağrılı olmayan hiç kimse
    gelmesin artık açılışıma!
    gelmesin bir an olsun bile!

    Küçük iskender
    #36598482 :)
  • gecenin şiiri

    11817.
    Kim beni çağırdı: sohrab!
    Tanıdık bir sesti, havanın yaprağı tanıdığı gibi.
    Annem uykuda,
    Menuçehr, pervane; belki de tüm şehir uykuda.
    Haziran gecesi, bir ağıt gibi, usulca
    ve soğuk bir esinti
    battaniyenin yeşil kenarından uykumu yıkmakta.
    Ayrılık kokusu var havada;
    yastığım sığırcık kanatlarının şarkısıyla dolu.
    Yeniden sabah olucak ve
    su ile dolu bu kabın üzerine
    gökyüzü gelecek.

    Gitmeliyim bu gece
    ben bütün açık pencerelerden bu bölgenin
    insanları ile konuştum,
    ama zamana benzer, tek kelime bile duymadım.
    Hiç kimse aşk dolu gözlerle toprağa bakmadı.
    Hiç kimse bahçenin görünümüne tutkun olmadı.
    Hiç kimse bahçedeki küçük kargayı ciddiye almadı.
    Kederliyim; bir bulut gibi.
    Gitmeliyim bu gece.
    Sadece yalnızlık gömleğimin sığacağı valizi
    alıp gitmeliyim, bu gece.
    Yaşlı çınarların olduğu bir yere gitmeliyim.
    Yine birisi beni çağırdı: Sohrab!
    Ayakkabılarım nerede?

    Sohrab Sepehri
    #36595663 :)
  • erkekler 7 24 seks düşünüyor

    49.
    ataerkil düşüncenin bir ürünü daha. kadınlar seks düşünmez, seks sırasında edilgendir vs...

    'öff çok cahilsnz :s'
    #36595634 :)
  • hayatını en merak ettiğiniz yazarlar

    26.
    tabi ki de hiçbiriniz.
    #36595503 :)
  • süperego

    36.
    bireyin kültürel bir özne haline gelmesini sağlayan ve alt benliğin istekleriyle sürekli çatışma içinde olan yapı. aynı zamanda diyar pala'nın illegal yoldayım şarkısında işlediği konulardan biri.

    https://www.youtube.com/watch?v=CQCM9jPfZt0 +
    #36595400 :)
  • diyar pala baba

    3.
    diyar pala'nın ödipal çatışmaları irdelediği güzide şaheseri. bu eser lacan'ın babanın adı kavramını çok güzel açıklamaktadır.

    Daha küçücük bir çocuktum
    Varlık içinde yokluk yaşadım yoruldum
    Herşeyde mi suçluyum? Ben yolumda mutluyum
    Baba senin oğlun serseriyse bu senin eserin
    Hiç ilgilenmediysen ama neden ama bu beden
    Sokakta büyümeye mecbur muydu?

    Allah'ım sabır ver üstesinden gelmem için
    Bana bir yol göster
    Allah'ım huzur ver, kafam dolu beynim durmak ister
    Kimse bilemez ne çektiğimi
    O hissedemez hayallerimi anlayamaz ooo

    Lütfen bir dinle baba, beni çok üzdün ama
    Herşeye rağmen hala senin oğlunum ben
    Beni olduğum gibi kabullen
    Lütfen bir dinle baba, seni çok üzdüm ama
    Herşeye rağmen hala senin oğlunum ben
    Beni olduğum gibi kabullen
    Küsmek için barışılır mı?
    Aynı evde ayrı odalarda yaşamaya çalışılır mı?
    Bu sorunlara alışılır mı?
    Zamanla herşey biter ama kadere karışılır mı?
    Gidecek yerim yok sorunlarımsa çok
    Güçlü olmalıyım başka çarem de yok off
    Zaten bıkmışım ahh...

    Allah'ım sabır ver üstesinden gelmem için
    Bana bir yol göster
    Allahım huzur ver, kafam dolu beynim durmak ister
    Kimse bilemez ne çektiğimi
    O hissedemez hayallerimi anlayamaz ooo

    Lütfen bir dinle baba, beni çok üzdün ama
    Herşeye rağmen hala senin oğlunum ben
    Beni olduğum gibi kabullen
    Lütfen bir dinle baba, seni çok üzdüm ama
    Herşeye rağmen hala senin oğlunum ben
    Beni olduğum gibi kabullen
    https://www.youtube.com/watch?v=s_YKpTNCmGg +
    #36595329 :)
  • 2017 eurovision şarkı yarışması

    51.
    türkiye'yi keşke diyar pala temsil etse.
    #36595281 :)
  • alt benlik

    4.
    freud'un yapısal modelde kişiliğin ilkel yanlarını ifade etmek için kullandığı kavram, diğer ismi id. aynı zamanda diyar pala'nın pompalamasyon isimli eserinde ele aldığı temalardan biri.
    #36595255 :)
  • diyar pala dinleyen psikanalist

    1.
    cinsellik ve saldırganlık duygularını alegorik şekillerde işleyen diyar pala isimli harikulade sanatçıyı dinleyen psikanalisttir. en sevdiği parça ise pompalamasyondur.

    https://www.youtube.com/watch?v=fXZhU9TNmGw +
    #36595203 :)
  • gece modu

    41.
    bozulmuş çok iğrenç.
    #36595132 :)
  • sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar

    5297.
    #36595089 :)
  • diyar pala

    104.
    Türkiye'nin en iyi sanatçılarından bir tanesi, şarkıları oldukça anlamlı, geceleri dinlemeden uyuyamiyorum.
    #36590499 :)
  • ilber ortaylı

    1812.
    hocası halil inalcık ile birlikte sürekli olarak katıldıkları eski programları izlemeye çalışıyorum. türk insanının hakettiği değeri vermediğini düşündüğüm önemli bilim insanlarından biri.
    #36586764 :)
  • hayatın bir anlamının olduğunu sanmak

    3.
    hedonist bir düşünce. neye, ne kadar anlam yüklediğimize kendimiz karar verdiğimiz için, ya da öyle olması gerektiği için hayatın anlamı vardır desem de bu fikir değişmeyebilir.

    camus'un uyumsuz dediği kişinin her gün benzer yaşantıları olduğundan, bu yaşantılar içinde bir anlamın olmadığını düşüncesinin sürekli aklına gelmesi çok normal. nazi toplama kampından kurtulan victor frankl'ın ise her konferansında bas bas söylediği 'hayatın anlamı vardır' cümlesi de manidar.

    zira iki farklı yaşantınında uç noktalarda bize gösterdiği farklı görüşler var. modern toplumda kendimizi adadığımız uğraşların birçoğunun özünde değersiz olması da bunda etkili.

    bana sorarsanız, anlamı yaratan bireyin kendisidir. ortak bir anlamın var olup olmadığını şu seviyede bilemiyoruz. anlamın olduğuna veya olmadığına inanabilirsin, hepsinden iyisi anlamını kendin yaratırsın.

    yazıyla ilgili insanın anlam arayışı kitabından şu harika alıntıyı paylaşmak istiyorum,"Acı, yoksunluk, ölüm ve geçicilik çoğu zaman insan yaşamını anlamdan yoksun bırakıyor gibi görünse de yaşam hangi şartlar altında olursa olsun anlamını yitirmez. Yaşamın, bunları da kapsayan bir anlamı vardır çünkü. Günümüz kaygıları ve insan varoluşunun olanca trajik yanlarına karşın yaşama evet demek için ihtiyaç duyulan şey, yaşama yönelik tutumumuzdaki temel bir değişimdir aslında. Anlamamız gereken şey: önemli olanın soyut bir “hayatın anlamı” sorusu yerine, bizim yaşama o an verdiğimiz yanıt olduğudur. Tıpkı satrançta maçın o anki durumundan ve rakibin özelliklerinden bağımsız bir “en iyi hamle” düşünülemeyeceği gibi yaşamın anlamı da genel ifadelerle tanımlanamaz; insana ve duruma göre her an değişir."
    #36586724 :)
  • alerjik astım

    18.
    2,5 aydır ara versem de 3 senedir düzenli fitness ve boks ile uğraştım. 6 aydır astım ilacı kullanmıyorum ve bir sıkıntım yok. tabi ki bunda alerjenlerden uzak durmaya dikkat etmemde önemli. şu bahar ayları sıkıntılı olabiliyor biraz.

    kediye, köpeğe, polene her şeye alerjim var. nitekim kedim de var.
    #36586591 :)
  • bütüncül psikoterapi

    3.
    öncelikle yukarıda bulunan psikoloji öğrencisinin yanlışını düzelteyim, bütüncül psikoterapi gestalt değildir. gestalt terapisi bütüncül psikolojik yaklaşım olarak geçer sadece. bütüncül psikoterapi, aynı gestalt yaklaşımı gibi ayrı bir yaklaşımdır.

    eğitimi ülkemizde gebze'de verilmektedir. yurt dışından akredite edilmiş, 3 senelik kuramsal ve uygulamalı toplam 288 saattir. eğitimi alabilmek için ön koşul ise pdr, psikoloji, psikiyatri hemşireliği, tıp, sosyal hizmet uzmanlığı bölümlerinden mezun olmaktır. farklı bir bölümde lisans yapıldı ise pdr ve psikoloji yüksek lisansı yapmış olmak şartıyla, sizi bütüncül psikoterapi eğitimine kabul ediyorlar. ve eğitimin verildiği yer türkiye'nin tek psikoterapi enstitüsüdür.

    bütüncül psikoterapinin ortaya çıkışı özellikle son senelerde çok tartışmalı hale gelen psikoterapi yaklaşımlarının hangi danışanlara uygulanabileceği veya uygulanamayacağı mevzusuna çare bulmaktır.

    bir örnek vermek gerekirse psikanalizin uzun sürmesi, pahalı olması ve her danışana uygun olmaması bilişsel davranışçıların bu yaklaşımı eleştirmesine sebep olmuştur.

    özellikle kendisi de zamanında psikanalist olan albert ellis bu yaklaşımdan verim alamayınca, Epikür felsefesinin; 'bir dış etmen sizi üzüyorsa, bu sizin onun ile ilgili düşüncenizden kaynaklıdır ' fikrini temel alan akılcı duygusal davranış terapisini bulmuştur.

    bilişsel yaklaşım kısa süreli, çözüm odaklı ve çabuk sonuçlar elde edebileceğiniz bir yaklaşım olduğu için günümüz modern toplumunun hazırcılığına oldukça uygundur. ancak her danışana aynı yöntemlerle çare bulmak mümkün değildir.

    psikanaliz/psikodinamik yaklaşımlar ise daha derinlemesine ve uzun yıllar süren analizler yaptıkları için ruhsal sorunları daha detaylı bir şekilde inceleme şansı bulmaktadırlar. bu açıdan psikanalistler, bilişsel davranışçıları işi ticari kaygılarla yaptıkları ve kolay danışanlarla çalıştıkları yönünde eleştirirler.

    işte bütüncül yaklaşım bütün bunlara çare bulmak amacıyla, eklektik( davranışçı, bilişsel, varoluşçu, psikodinamik yaklaşımlar vb içeren) bir yaklaşım geliştirmiştir.

    zira danışanın sorunu geldiği aile yapısından, yaşadığı çevreden, kendisi ve dış dünya ile ilgili yargılarından kaynaklanabilmektedir. bu yüzden bunlara tek bir yöntem üzerinden çare arayarak sadece çocukluk yaşantılarına veya akılcı olmayan inançlara ağırlık vermek doğru değildir.

    bütüncül psikoterapi psikodinamik, bilişsel, varoluşçu, davranışçı yaklaşımların tümünü ana hatlarıyla eğitim alan bireye kazandırmayı hedeflemektedir.

    son olarak ruh sağlığı alanı dışından ve hatta içinden kişilerin bile bilmediği bir noktaya değinmek isterim. 4 senelik bir psikoloji eğitimi sizi psikolog yapmaz, klinik yüksek lisans şarttır psikolog olabilmek için.

    bunun yanı sıra, psikolog ünvanını almış kişi bir psikoterapist değildir. psikoterapi eğitimi almadan psikoterapist olmak mümkün değil, tabi bu eğitimi nereden aldığınızda önemli. bir sosyal hizmetler uzmanı da 2 veya 3 yılını ayırıp psikoterapist olabilir.

    selam ve dua ile.
    #36586194 :)
  • bilinçdışı umrum dışı diyen kız

    1.
    çok fazla Albert Ellis okumuş, bilinçdışı yerine bilişsel şemaları kullanmayı seven, en sevdiği şarkı yeri geldi mi duygusal yeri geldi mi cinsel içerikli şarkılar üreten diyar pala'dan yeşilimi ver şarkısı olan kızdır.

    garip bir hanımefendi.

    http://video.uludagsozluk.com/v/diyar-pala-117360/

    #36567551 :)
  • yaranamadım yavrum yaranamadım

    10.
    richard wagner'ın türkiye temsilcisi can-kan ikilisi tarafından söylenen eser. daha iyisini diyar pala beyefendi yaptı.
    #36567440 :)
  • babanın takdirini kazanmaya çalışmak

    4.
    erkek çocuklarda, babayla güçlü bir özdeşleşme isteği gözlemleniyor genelde. bu da babanın onayını alarak, onun istediği gibi yaşamaya itiyor insanı.

    ancak bu siz değilsiniz ki.
    #36567424 :)
  • yeni şeyler getiriyorum