• delirmek

    120.
    https://www.uludagsozluk.com/e/38625339/

    adam yazımı kopyalamış oraya bir de prim yapıyor. başlarım böyle sözlüğe ha, illa silelim mi hesabı.
    8 -1 ... kahraman arketipi
  • zen budizmi

    5.
    zen; içe dönerek, yaşantılar aracılığıyla aydınlanmaya ulaşma yoludur. modern batı felsefesi dil ve düşünce ayrımı ile uğraşırken, zen yüzyıllar önce dünyanın dil ile anlaşılamayacağını, dilin binbir renkli dünyayı tanımlamakta yetersiz olduğunu ileri sürmüştür. zen felsefesi aklın önüne sezgiyi koyar. bunun sebebi aklın cevaplayamayacağı soruları üreten bir mekanizma olmasıdır, bu yüzden onların en temel amacı sezgi yoluyla olayların ve şeylerin özünü kavramaktır. zen dünyayı sezgiyle, ona temas ederek, karşıtlara dışarıdan bakarak anlamlandırmaya çalışır. bunu yaparken satoriyi kullanır. satori; aydınlanma anlamına gelir, buda'nın bir ağacın altına oturup aydınlanmaya ulaştığı hikayeden alır ismini. ancak zen felsefesi böyle edilgen uğraşlardan çok kişinin dünyayı algılayışı ile ilgili farklılıkları yaşantıları yoluyla öğrenmesini ve iç yolculuğuna çıkması gerektiğini savunur. herkesin bir satorisi vardır, kimse bu satoriyi birbirine öğretemez. satori ancak, kişinin kendince bulunabilir. bu bazen bir kuşun ötmesinde, bazen yerden seken bir taşın ağaca çarpmasındadır. satori ruhsal bir olay zincirinin başlangıcıdır. zen keşişleri bütün zen öğretileri kaybolsa bile satori kaldığı sürece, zen felsefesinin devam edeceğini savunurlar. zira aydınlanma bir istençtir. zen öğretisi dünyayı iyi ve kötü diye ayırmaz, onlar bu fikirlere dışarıdan bakıp üçüncü gözlerini açmaya, kültürün getirdiği öğretileri yıkıp gerçekliğin içinde gerçeği aramaya çalışırlar. üçüncü gözün ruh bilimindeki adı ise bilinçdışıdır.

    konuyla ilgili bir eser aranıyorsa d.t suzuki'nin zen budizmi isimli eseri okunabilir. batılı bir yazardan zen'e giriş yapmanızı tavsiye etmem. yine de başlıkta 3 girdi olması üzücü ve umut kırıcı.
    13 -1 ... kahraman arketipi
  • mutlu olmayı nasıl başarıyorsunuz

    93.
    mutlu olmayı temel amacım haline getirmiyorum. biliyorum ki insan acılarıyla, sevinciyle, üzüntüsüyle bütün duygu ve düşünceleriyle bu dünyada varolur. insanın yaşamdaki ereği acıdan kaçınıp mutlu olmak gibi basit bir şey değildir. bilakis niçin bu dünyada olduğunu sorgularken, nereye baksa gördüğü mutluluktan çok acı olacaktır. çünkü hakikat, acı ve olgunlaşmayla gelendir.
    14 ... kahraman arketipi
  • entelektüel kadın

    19.
    entelektüellik olumlu veya olumsuz bir kişilik özelliği değildir. entelektüel olması bir insanı tanımlamaz. hatta insanı tanımlayan kelimelerden çok davranışlarıdır. yapmanın yolu olmaktan geçer, olmak bir yaşantı türüdür. bu yüzden entelektüellik, yaşantının önüne konulamaz. acılarıyla, yalnızlığıyla, yaşadıklarıyla hayatı tanımayı öğrenmiş, hakikati bir parça gibi içinde taşıyabilen kadın gözümde entelektüel kadınlardan çok daha değerlidir.
    20 ... kahraman arketipi
  • beklemek

    760.
    yaşamın merkezine beklenileni koymak, umut etmek demektir. çoğu zaman beklenilen gelmediği için beklerken harcanılan zaman, kişiyi şimdiki zamanın sorumluluğundan uzak tutar. giden kişinin ardında bıraktığı, sadece hayal ürünü bir imgedir. beklemek; bir hayale tutunup, onu yaşatıyor olmaktır. çoğu zaman övülür ve onurlu bir davranış olarak görülür ancak, gelmeyecek olanı bekleyip durmak, yaşama devam etmenizin önündeki en büyük engeldir.
    10 ... kahraman arketipi
  • varolmanın dayanılmaz acısı

    3.
    sürekli olarak can sıkıntısına düşen, yaşamını anlamlı hale getirecek amaçlara sahip olmayan, günlük hayatın rutinleri içerisinde kaybolup gitmiş bireylerin hissettiği bunalım türüdür. victor frankl bunu varoluşsal vakum olarak tanımlamayı tercih eder. modern yaşamın içinde sezgilerini kaybetmiş, kendi özünden uzaklaşmış insanların depresyonunun temel nedenidir. milan kundera "En kötüsü dünyanın özgür olmaması değil, insanın özgürlüğünü unutmuş olmasıdır" der. bu özgür olmayış durumu, demokratik hakların eksikliğinden kaynaklı bir tutsaklık değildir. bilakis modern zaman yaşantılarının insanı kendi varlığından uzaklaştırmasından kaynaklı bir tutsaklıktır. bizler yaşadığımız hayatların, kimi zaman rutin davranış örüntülerinin içine zincirlemiş modern varlıklarız. ve sürekli tüketme ihtiyaçlarını tatmin eden bu varlıkların, makinelerden bir farkı yok.

    çünkü yaşamak ve varolmak arasında büyük bir uçurum vardır. zaman zaman pencereden dışarı bakıp sokaktan geçip giden insanları izlediğim olur. nereye giderler? hangi anlamsız işin peşinde koşuyorlar diye sorarım kendime. ve en sonunda niçin yaşıyorlar diye düşünürüm. aslında yaptığım şey temel bir yansıtmadır. o an kendi varlığımı anlamsız buluşum, bu tip bir sorgulama şeklinde açığa çıkar. yaşamıma anlam verecek bir uğraşım olduğu zamanlar ise anlamsızlık duygusundan en çok uzaklaştığım vakitlerdir.

    insan kendisini en iyi ben ve sen ilişkisi içerisinde tanımlar, ancak aynısını 'sen' yerine kolayca bir erek, bir anlam yerleştirerek de yapabiliriz.

    rollo may'a göre 'Varlığımızı yaratarak ifade ederiz. Yaratıcılık oluşun zorunlu bir devamıdır.' bir şeyler yaratmak, bir insan yetiştirmek bu bunalımı aşmanın en güzel yollarından bir tanesidir. böylece insan yaşamadaki sorumluluğunu kabul ederek özgürleşir. kimilerimiz için bu başkalarının zincirlerini kırmasına ve olmasına yardım etmektir.

    "Yapayalnız olduğunu fark etmekten korkan o kadar çok insan varki" diyor André Gide, "en sonunda kendilerini bulmaya hiç uğraşmıyorlar." bireyin yaşamındaki temel kaygılarından bir tanesi de yalnızlıktır. insan sürekli bir yerlerde yalnız kalacağı düşüncesinden ötürü kaygı duyar. ancak bu insanlar onlara bahşedilen bilinç gereğince, dünya içinde yalnız ve sonlu olduklarının farkında değiller. işte bu kaçış, bazen başka bedenlerde ve varoluşlarda dindirilmeye çalışılan kaygı, insanın huzursuzluğunun temel nedenidir.

    dünyada acıların, ölüm ve yalnızlığın yaşamın satır aralarına iliştirilmiş olduğu, görmezden gelemeyeceğimiz en büyük hakikattir. herkes bakar, ancak görmeyi öğrenmek için sabır gerektiren bir yoldan geçmek gerekir.
    15 ... kahraman arketipi
  • gecenin tablosu

    27.
    gecenin tablosu

    Anton Melbye, Seascape With Sailing Ship In Rough Sea, 1844
    13 ... kahraman arketipi
  • en güzel kitap isimleri

    100.
    Claude Lévi-Strauss'un 'hüzünlü dönenceler' isimli kitabı. antropoloji alanında yazılmış içeriği de ismi kadar güzel olan bir eserdir.
    10 -1 ... kahraman arketipi
  • yazarların şu an dinledikleri şarkılar

    229.
    https://www.youtube.com/watch?v=9OIjPKLuu5g+
    6 -1 ... kahraman arketipi
  • tanışma mesajı atan erkeği ifşa eden kadın

    10.
    karşıdaki insan saf ve masum duygularını ona güvenerek söylemişse, yaptığı büyük bir ahlaksızlıktır. zira er kişi belki kırk defa düşünmüştür sevdiğini söylemek için, birilerine pat diye açılmak kolay mı? ne olacak o adamın onuru gururu. kadın sosyal medyada aldığı beğeniyle şişirilmiş egosunu tatmin eder bir de üzerine bunu ifşalar. kaptırmayın böyle boş kadınlara kendinizi. yinede bu dünyada birinin ahını alırsanız, o mutlaka çıkar. muhtemelen bir berkecan'In peşine takılıp defalarca aldatılır kendisi de. etme bulma dünyası.
    15 -1 ... kahraman arketipi
  • sözlük yazarlarının itirafları

    174198.
    üzerinde yürüdüğüm yolda artık daha dikkatliyim. arzunun ve gençlik acılarının vermiş olduğu kaygıya ikinci sefer yenilmemeye ant içtim. düşe kalka ilerlediğim, basıp geçtiğim çamurlu sularda, yüzüme çizgiler, saçıma aklar düşüren zamanın hoyratlığına katlanırken, tanrının inayetine karşı gelip durmanın verdiği yorgunluğu, müsrif bir çocukmuş gibi davranmanın yarattığı içi boşaltılmış eşref saatlerini ölüm kaygısıyla doldurmayı öğrendim. gecenin içinden her geçişimde ardımda bıraktığım soluk izlerin takip edileceğine olan inancım, içini boşalttığım ne varsa tekrar anlam yüklemenin verdiği ağırlık, bastıra bastıra söylediğim yalnızlık ve zamanın ufuklarında her zaman gördüğüm ölüm, eskisi kadar anlamı tükenmiş, eskisi kadar acı verici değil. dünyanın içinde yüksek bir tepeden izliyormuş gibiyim gençliğimi, evet hala yeterince gencim hala yeterince hata yapabilir, yeterince ders alabilirim hayatın getirdiklerinden. her gün doğumunda gelen huzursuzluğu silkip atabilirim göğsümden, duvara savurup bin parçaya bölerken huzursuzluğu bilebilirim kendimi ve beni var edeni.
    17 ... kahraman arketipi
  • günün şiiri

    2939.
    en zoru cumartesi sabahlarıdır bilir misiniz?
    noktalama işaretleri bile soğuktur soğuktur soğuktur
    kahvaltı telaşına kaptırıp kaptırmamakla kendimi
    gülümseyip gülümsememek arasında kendimi
    hadi uzatayım birazdan sultanahmet fetişizmine kendimi
    arasında darmadağın kalmışlığımdan yıllardır bilirim
    kalp ağrılarımdan bana kalan sabahlardan bilirim
    la bohem hayatların mirasından bilirim
    ne ağzımda acı tadı kahvenin ne penceremde güneş takvimleri
    sanki mikalengelo "kalk ve yürü!" dedi musa heykeline
    ondan bilirim
    inandığım yanlışlardan inanmadığım doğrulardan bilirim
    ilktir sabah sabah bir şiirin beni iğfal etmesi
    sıkışmış bir insanlıktan
    çatlayan kemiklerden bilirim

    çok daha kötü günler göreceğiz değil mi tanrım?
    ikimizde gökyüzü kararacak vebaya yakalanacağız
    kemirilmiş dişlerimizle bir kadının hayatını kıskanmaktan
    kalacağız sokaklarda değil mi?
    bayan makedonya beni sevmeyecek ama anlayacak
    bu bana korkunç yetecek değil mi tanrım?
    ve ben yine ceketimi seyredeceğim
    güzel ve uysal
    tıpkı kaybettikten sonra başlayan oyunların adı gibi bir ceket
    ceket ki erkeği erkek hani kadını da sevgili yapardı
    o ceket ikimize bir yürüyüş verirdi
    korunsun diyeydi göz bebeklerimiz kalabalıklardan kabalıklardan
    tahta köprülere lanet yağdırmasaydık keşke tanrım
    keşke orphaned land dinlemeseydik destursuz
    ben göndermeseydim abdülhak şinasi hisar'ın ses kayıtlarını selim ileri'ye
    endülüs'te raks'ı bu kadar kötü okumasaydı ahmed agâh
    ki asıl adıyla okumuş yahya kemal şiirini
    telaffuzu türkçeye göç edememiş bir sürgün gibi
    süleymaniye camii'nin içinde aklıma gelseydi
    kulun yükünü nimetten saydığı
    affet
    yanlış döndüm kubbenin altından

    boynuma küfürler saplanıyordu
    küçük küfürler ucuz küfürler öfkeye dar gelecek yavan küfürler
    insanı yere basmaktan utandıran bir hali vardı çünkü dünyanın
    bütün orospu çocuklarının işgüzarlığına dönüyor gibiydi
    "hiçbir şey espri değildir" deyişi sabri'nin
    "insanlar yalan söyler" demesi bir başkasının
    nasıl da yerini buluyordu
    "oğlum biz kızları canavarlardan kurtarmaya çıkmıştık
    ama onlar canavarlara âşıkmış" diyordum
    metin'le sırt sırta kelimeler boyu konuşuyorduk
    öfkeli değilsek bile öfkeli olmalıyız kararlılığı bu
    sussak da olur ama konuşmalıyız çırpınışları bu
    her cümlenin sonunda aynı tanrı kapısı
    aynı seferberlik telaşıydı

    dünyanın bütün yanlışlarını yaşamak mesela
    "parası olan herkes yakışıklıdır"
    paradan bahsetmem şiirlerimde demek ki vakti gelmiş
    demek ki ölçüsüz bir bilgelik ağartmış sakalımı
    yüzümde o yakışıklı ölüm aklığı da ondanmış
    "tanışmadığım kimselerle tanışmam!"
    hani müslümandık?
    hani aşkta dahi aranan aşktık?
    o kokuşmuş insan oluşların çiğ günlerine boğmuşlar
    kaybolan şiirimi
    kalbimdeki titremeyi
    geceye tüy gibi düşen sessizliğimi

    kahverengi bir hırkam olsaydı daha çok severdim kendimi
    kahverengi bir hırkam olsaydı vakur dururdum karşımda
    daha nazik sıfatlarla bakabilirdim onlara
    onlar
    çarşıdan dönenler parklara çıkanlar hafta sonu işçileri
    yorulmadan dinlenenler çekirdek çitleyenler çocuk yapanlar
    pazarlık yapanlar tutumlu olmak için geceleri uyuyanlar
    sevinçle otobüse binenler ömür boyu ölüp duranlar
    yok benim kahverengi hırkam ve sakin değilim
    hayır şair de değilim
    estetik bir öfkenin peşindeyim ben
    biraz da adil bir öfkenin
    yankısı geri dönen öfkenin
    oysa düşmanlarımın suskunluğundan
    ağrılar saplanıyordu hırçınlığıma

    aç acına sigaralar içtiğim akşamların hepsinde
    masa örtüsünde küller tanrıların göz bebekleri
    kendimi sıkıca tuttuğum cuma akşamları kadar aklımla
    savurdum benden öte ne kaldıysa yadımda
    neyse beni benden eden beni ben eden
    neyse defterleri kırış kırış yalnızlıklarla eş tutan
    bunlar dedim kanıma kül dökmeye gelmiş teklifsiz bakirelerdir
    bunlar ekmeğimizin arabı suyumuzun kem rengi
    ellerimizin tüm pisliğini sildiğimiz bunlardır
    hem bizim ellerimiz karmakarışıktır bahar bilmez
    sevgilisi biziz puslu yamaçları kesen sisin
    biziz kışta ölüm şiirleri yazda toprağı örse çağıran hamlık
    biz onu yanmış cesetlere gül suyu dökerken gördük
    o ki sendeleyen çocuklar ölüm olurken düşte mecruh
    o ki zebundur ağrılarını adadığı adaklar fiyasko
    o bizi şuurun ters aynalarında taşa tuttu
    öldüyse de kalbinin yakınlarında öldü

    bir çift makas gibi sözlerimi keserken yokluk
    topuklarında ezilen kaldırımların geceye düşürdüğü şiir
    vesaire vesaire vesaire vesaire
    yalanlarını omzuma levha yaptıkça yaşamak
    başıboş yürüyüşlerden dokunan kader kumaşı
    vesaire vesaire vesaire vesaire
    kendime inanırken yükte hafif pahada ağır
    sarsılırken dilimi yakan pervasız tebessümler
    vesaire vesaire vesaire vesaire
    bir çift tabanca gibi boşluğu tararken gözlerim
    aşk esnafına müşteri mi etmiştim kendimi?

    "vayomer elohim yehi or vayehi or"
    ve sen öpüp bir nar bıraktın avuçlarıma
    ve sen ne güzel sustun ben ayakkabılarını bağladığını düşündüm
    sen nasıl sustun öyle yan yana ama birbirine karışmayan denizler
    ben eski türkçe sularla akarken
    sen sanki farsça sustun ibranice ve sanskritçe
    biz seni yenilirken sevdik diyen ayetlerle doluyken bağrım
    ve yetmedi mücrim soluğum
    denizlerini kımıldatmaya
    ve bütün uykularından uyanmış çocuklar
    nasıl bakarsa annelerine
    ve nasıl yeşerirse intihara çiçekler

    süleyman unutmaz
    11 -2 ... kahraman arketipi
  • sevgi

    721.
    otto rank'a göre bir başka insanın istencini kendi istenci kadar sevebilmektir. birilerini severken bütün öz severliğimizi ve savunmalarımızı bir kenara bırakmamız gerekir ki, bu da kırılma ihtimalini göze almak demektir. iki varoluşun birbirini tam manası ile anlaması ve isteklerine saygı göstermesi, bunu sevgi bağı içerisinde yapıyor olması gerçekten zorludur. aşamadığımız bir takım kompleksler ve aşağılık duygularına yer yoktur o bağın içinde. sevgi saf ve özgürleştirici olmalıdır. karşıdaki kişiyi ele geçirmek istermişçesine onu sahiplenmek ve onu basit bir maddeye indirgemek, sevginin patolojik bir kıskançlık ile sınırlandırıldığını, insanı özgür ve otantik kılmaktan çok bağımlı hale getirdiğini gösterir. şüphesiz bu adına sevgi diyemeyeceğimiz anormal bir duygudur.
    9 ... kahraman arketipi
  • kitap alıntıları

    2985.
    Pek çok insanın ego sınırı, narsisizmlerini okşayan sözcükler karşısında çabucak eriyip yok oluverir. Egoların birbirine geçmesiyle yaşanan ve bastırılmış düşmanca öğeleri içeren bu olgunun kültürümüzdeki adı "samimiyet" gibi sıcak bir sözcük. Birbirini karşılıklı kullanma eğilimlerinin etkisinde yaşanan ve çoğu kez bilinçdışı sadist-mazoşist öğeler de içeren bu olgu, ego sınırlarının kaybolmamasına rağmen bu sınırların algılanmadığı "birlikte varo- labilme" sürecinin otantik içtenliğinden yoksundur.

    Engin geçtan.
    7 -1 ... kahraman arketipi
  • aşktan daha güzel şeyler

    92.
    öğrenme, değişme ve değişim getirme arzusu.
    12 ... kahraman arketipi
  • yazarları en çok etkileyen kitap

    5.
    Cristopher marlowe-dr faustus
    Dante- ilahi komedya
    Samuel beckett-godot'yu beklerken
    Ralph waldo emerson-insanlığın görkemi.
    12 -1 ... kahraman arketipi
  • nasıl hissediyorsun

    2083.
    Yorgunum. Sürekli tüketen bir toplumun koşuşturmacası bana uygun değil. daha sakin huzurlu bir hayat lazım bana. Beklentiler üretkenliğimi sınırlıyor. Kolay vazgeçiyorum, bir şeylerin ardına düşmeye değmiyor çoğu zaman. bunun da suçunu üzerime alacak değilim. mizacımın, düzenle ters gitmesi benim sorunum değil. Uyumlu olmanın sıkıcılığı, bir yerlerde tanık olduğum sahtelik tüketiyor beni. Gideceğim.
    6 -3 ... kahraman arketipi
  • sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

    17665.
    Bir şeyleri doğrudan anlatmayıp hakikati retoriğin arkasına saklanarak ifade etmeye çalışan insanları anlamıyorum. Hep çok fazla kelime ve dolaylama var ama işaret ettiğiniz, gösterdiğiniz şeyler çok basit. Oysa entelektüelliği ve söz oyunlarını bıraksalar, büyük bir yükü de atacaklar üzerlerinden. Kelimeler iki ucu keskin silah gibidirler, dikkat etmezsek onları kendimize batırırız.
    8 -1 ... kahraman arketipi
  • gecenin sözü

    14848.
    Bir insana değer vermek, onun gerçeklerini anlamaya çalışmak ve onu olduğu gibi benimseyebilmektir. Ama birçok kişi diğer insanlara değer verdiği sanısıyla aslında kendi özsever ihtiyaçlarına doyum sağlar.

    Engin geçtan.
    6 ... kahraman arketipi
  • gecenin tablosu

    26.
    gecenin tablosu
    jackson-pollock /Portrait And A Dream, 1953 /

    şekli bozulmuş bir yüz ve kimlik karmaşası.
    8 ... kahraman arketipi
  • yeni şeyler getiriyorum