• kadınları çekici yapan detaylar

    2761.
    Bazen hiçbir hazırlık yapmadan, makyajsız bir şekilde dışarı çıkmaları ve mor göz altlarıyla, doğallığın içindeki çekiciliği bize göstermeleri.
    #35133316 :)
  • viyana

    250.
    psikolojinin doğduğu şehir, şuan hala bu alanda en iyi enstitülerin olduğu,eğitimlerin verildiği kent.
    #35132959 :)
  • gece dergi

    34.
    iyi yazılar var, kesinlikle okunmalı. zira edebiyatın yeni bir soluğa ihtiyacı var.
    #35132908 :)
  • özgünlüğün yerini en iyi taklidin alması

    2.
    mesela bir araştırmacı bilimsel araştırmasını yaparken, bu araştırmanın tamamen özgün olması istenir. bunun için araştırmacı öncelikle literatürü tarar ve yapmak istediği araştırma daha önce yapılmış mı? sorduğu sorulara daha önce cevap aranmış mı bakar. aksi takdirde araştırmasını yapmasına izin verilmez, çünkü daha önce cevabı bulunmuş bir soruyu tekrar sorması mantıksızdır.

    diğer bütün alanlarda, bilinçli olarak yapılmıyorsa, taklidin sebebi budur. zira şiir yazmak isteyen biri, bir çok şiiri okumadan bunu yazmamalıdır, aksi takdirde diğer eserlerden istemeyerek de olsa kopya yapabilir. eser bir kez yazıldıysa, ikincisine gerek yoktur.

    gelelim taklitçilere, bu insanlar tamamen özgünlükten uzak, kendi sanat anlayışları olmayan kişilerdir. ancak sadece sanat dedim diye yanlış anlaşılmasın, böyle insanların diğer konularda da özgün davrandıkları söz edilemez. otantik varoluş, varoluşçu psikoterapide heidegger'dan etkilenen kişilerce oluşturulmuştur, dünyada varoluşunu kendi belirleyen tek canlı insandır. varoluşçu psikoloji öncüleri, heidegger'ın hocası husserl'dan da etkilenmiş, fenomenolojiyi, kişilik alanındaki görüngüleri incelemek amacıyla kullanmıştır.

    varoluşçu ekole göre insan özgürdür, ancak insan kendi sorumluluğunu alabildiği derecede bu özgürlüğe sahip olur. ölümün kaçınılmaz olduğunu ve bir gün yaşamımızın sona ereceğini biliriz, buda yokluk ve hiçlik duygularını yaratır.

    varoluşçu psikolojide insan bütün davranışlarından kendi sorumludur, bu yüzden dünyanın bütün yüklerini tek başına sırtlanır. dünyaya gelişinde kendi isteği olmasa da bir kere dünyaya geldiğinde varlığından kendisi sorumludur.

    insanın dünyadan ayrı bir varlığı yoktur, dünya da insandan ayrı varolamaz. varoluşçu psikoloji esasen özne ve nesne biçimindeki ayrılığa karşı çıkar. insan ve içinde bulunduğu dünyanın tek bir bütün olduğunu savunur.

    peki bütün bunların özgünlükle ne alakası var. özgün bir insan dünya içindeki varoluşunun(dasein: heidegger'dan alınmış varoluşçu psikolojide kullanılan bir kavram) farkında olmalı ve bir takım sorulara sürekli cevap aramalıdır.bunu yaparken de bütün sorumluluğunu üstlenmelidir. bu yüzden psikoloji bütün bireylerin "biricikliğini" kabul eder.

    insan biriciktir, ancak böyle olmasına karşın, birçoğunun böyle olmadığını ve bir sürü gibi hareket ettiğini görürüz. evet, sanatta bir nebze taklit vardır, hatta insan bazen doğayı taklit ederek eserini ortaya koyar, ancak en temelde varoluşun farkına varmak, bütün eserlerin hatta insan yaşamının tamamen özgün olmasına yol açar.

    not: buradaki biriciklik, ortaya çıkmayı bekleyen bir şey olabilir, ancak bazı insanlar bunun farkına asla varmaz.
    #35132643 :)
  • sevilen şiirin en vurucu cümlesi

    1934.
    sen gidersin, denklem düşer, ben aşk olduğumu ağlarım
    bir kelebek konduğu yerde bir mayın olduğunu anlar.
    ben dünyaya karşı durmak ile meşhurum
    olma. yokluğun bulunmama larcivert lavlar akıtır.

    nasıl çekip gitmiş bir şaman
    çekip gitmiş, bir şaman değilse en çok
    benim gibi sonsuz bir at
    hiç koşmuyorken de attır.

    biliyorum lir sızmıyor şakaklarımdan
    ve yüzümde şeyh çıldırtan yarıklar da yok
    annem beni hep çok sevdi, kız gördüm mü ağlıyorum
    modern bir alışkanlıktır ölmek, seni doğasıya seviyorum
    ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.
    mıknatıssız bir pusula olarak...

    ah muhsin ünlü.
    #35117395 :)
  • psikoz

    48.
    bence bu ülkede, psikiyatriye giden herkes bir teşhis alır. ancak bu teşhis onları mutsuz etmekten çok " bak bende şu hastalık varmış" demelerine ve kendileriyle övünmelerine sebep olur. psikolojik rahatsızlıklardan utanılmaz, zira bu kişinin elinde olan bir şey değildir. ancak şu iş nedir, ne değildir öğrenmeden, gözünüzü seveyim psikiyatriye gitmeyin.

    sonra elinize verirler reçeteyi ve ilaç şirketleri mutlu olur. psikoz ileri seviye bir hastalıktır, ciddi anlamda gerçeklik algısında bozukluklar, paranoya, çeşitli alterler görülebilir. ancak ben olsam, bir klinik psikolog ve psikolojik danışmana, bunlardan sonrada en nihayetinde psikoterapiye gitmeden, psikiyatrinin kapısının önünden geçmezdim.
    #35110001 :)
  • istemsizce gerçekleştirilen eylemlerin çatısı

    2.
    acaba disosyatif bir bozukluğum mu var diye düşündürtür. ancak bazen algımızda böyle yanılsamalar olabilir. örneğin bir işle meşgulken, dikkatimizi tam olarak verememekten kaynaklı, o an çevrede bulunan bütün varlıklardan ve şeylerden kendimizi soyutlarız,bu soyutlama sonucunda orada var olsak, bulunsak dahi, otomatik olarak gerçekleştirdiğimiz motor bir aktivite varsa(örneğin bir veriyi bilgisayara girmek)zihin başka yerde iken,beden çalışmaya devam eder.

    bunun dışında kişi bir eylemi gerçekleştirip, aynı zamanda bilinçli olarak izliyor ise, ciddi anlamda bu konunun üzerine düşülmelidir.

    zira yaşamını bu şekilde, dışarıdan kontrol ediliyormuşçasına geçiren kişiler var.

    Depersonalizasyon bozukluğu

    "Kişinin kendi gerçeklik duygusundan ya da bedeninden ayrıldığı hissinin olduğu ya da sanki bunları dışardan bir gözlemci gibi izlediği hissini yaşadığı, sürekli veya yineleyen yaşantıların olduğu bir bozukluktur. Bu yaşantısı sırasında kişinin gerçeği değerlendirmesi bozulmaz"

    yukarıdaki tanıda aynen burada anlatılan durumun aynısı var. ancak altını çizerek, "sürekli ve yineleyen yaşantılar" olması şarttır.
    #35108661 :)
  • tabletten e kitap okumaya karşı olan insan

    2.
    Kitaptan önce el yazmaları, hayvan derilerine yazılan yazılar,hiyeroglifler vardı. Kimse çıkıp da kitabı eleştirmedi. Bence eleştirinin sebebi, bu araçların aynı zamanda sosyal medya için kullanılması.
    #35105714 :)
  • anın görüntüsü

    18079.
    http://galeri.uludagsozluk.com/r/1275580/+

    okuldayım.

    not: resimdeki köpek değil anubis.
    #35085968 :)
  • ölüm

    3443.
    " Budur iste zaman, hem de çırılçıplak zaman, yavaşça varoluyor. Kendini beklettirir ve geldiğinde de tiksinti verir. Çünkü, zaten, uzun süredir onunla birlikte bulunulduğunun farkına varılır."

    sartre-bulantı

    insan ölüme yakınlaşınca mı varıyor farkına zamanın. yoksa biliyor mu içinde bir yerlerde varlığının sonlu olduğunu,zamanın sinsice işlediğini. bazen intiharı seçen birey, ne yaptığının farkında mı? yoksa bir başkaldırı olarak mı görüyor intiharı? bilmiyor mu ölünce, kendiyle ilgili bütün olasılıkları yok edecek, bir başka insanı değiştirme şansını kaçıracak olmanın vereceği azabı.

    nasıl bir şey ölüm? hiçlik mi bekliyor bizi. nasıl yaşanır ölümle? yada en yakın dostu zamanla?

    insan ölümü fark etmeli yaşarken. tabi zaman zaman unutmalı ki anı yaşasın, ancak içten içe bilinçaltnda hep bilir öleceğini. insan doğar ve hayatının bir noktasında ölümle tanışır. işte o zaman yaşamanın sonlu olduğunu ilk kez fark eder. peki neden bu kadar vurdum duymaz olurlar ölüme karşı? neden ertelemeye çalışırlar kaçınılmaz soruları? işte bu, belkide insanın elinde olmayan, bir yaşama tutunma mekanizmasıdır.

    her saniye ölümün bilincinde olmak bizi muhakkak delirtecektir. bu yüzden bastırırız, ölüm düşüncelerini. ancak az sayıda insan bu bastırmayı bilinçli olarak engeller. belki bir eziyettir bu, belkide cevaplara ulaşmak için tek çözüm yolu.

    bir anlam varsa, ölümden bağımsız olamaz. üstat ismet özel ne güzel yazmış şiirinde.

    "insan
    eşref-i mahlûkattır derdi babam
    bu sözün sözler içinde bir yeri vardı
    ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman
    bu söz asıl anlamını kavradı"
    #35084871 :)
  • yalnız olduğunu anladığın an

    132.
    gerçekten anladığınızda, yalnızlığın bir durumdan çok varoluş meselesi haline geldiğini göreceksiniz. zira insan dünyaya tek başına gelir ve ne kadar başka insanlarla birlikte olmak istese de, hiçbir zaman bir bütünü tamamlaması mümkün değildir. bu yüzden insan sürekli diğer insanlarla ve dünya ile yalnız baş etmek zorundadır.

    bu açıdan bakıldığında her insanın özünde yalnız olduğunu ancak bunu fark etmediğini görürüz.

    peki yalnızlıkla nasıl baş edilir. otantik varoluşu öğrenmek önemlidir, zira her insan biricik ve tektir. bu yüzden öz saygısı yüksek bir birey(bu kolay şekilde narsisizmle karışabilir) kendine yeterli, aynı zamanda yalnızlıkla baş etmede de ustadır. böyle insanlar kendilerini bir şeylere adarlar,örneğin; bilgiye, sanata, bilime,spora,insanlara yardım etmeye. bu adanmışlığın sonucunda ortaya çıkan şeyler, insanın yaşama amacını gerçekleştirir ve bu amaçların tümü yalnızlığı yenmenin dışında daha yüce bir amaca hizmet eder.

    öğrenecek bir çok şey, tanışılacak bir sürü tarihi karakter, üzerine tartışılacak birçok konu varken yalnızlık da neymiş.
    #35081938 :)
  • hoşlanılan kızın komünist olması

    18.
    hegel'i daha sonrasında marx'ı ve Engels'i yutmuşsa sorun değil tabi ki. ancak bunları yuttuktan sonra, komünizmin bir ütopya olduğunu anlayacak ve ortak paydada birleşeceğimize eminim.
    #35081704 :)
  • gecenin tarihi fotoğrafı

    653.
    http://galeri.uludagsozluk.com/r/1275323/+

    en sevdiğim şehir.
    #35081471 :)
  • uludağ sözlük

    20324.
    azda olsa değerli yazarı barındıran sözlük. zira bu yazarların, göz önünde olmamasının sebebi, sözlüğün toplumun bir yansıması olması. bu sözlük işleri ilk başladığında genelde üniversiteli tayfa yazar oluyordu, az çok bir şeyler okumuş yazarlığı ciddiye alan, bilgiden haz duyan kişilerdi bunlar. bu yüzden ilk nesillere bakarsanız, bir çoğunun boş olmadığını göreceksiniz. ne zaman sözlükte yazmak popüler hale geldi ve aslında olmayan, bir statü kazandığı düşünüldü, popüler olan bütün şeyler gibi değerini yitirdi.

    bir azınlık olarak olsa bile yaşayan, geleneksel yazar anlayışına sahip kişiler, değerli entrylerini girmeye devam etmekte. yinede yok olmak üzereler, zira giderek aptallaşan bir toplumda, çoğunluğun elit entelektüel tabakayı yok etmesi kaçınılmazdır.
    #35069910 :)
  • e kitap okumak

    63.
    özellikle ders aralarında, çoğunlukla sıkıcı ve boş bir muhabbetin döndüğü ortamlarda okumayı tercih ediyorum. gerçekten bu büyük bir nimet, zira kitapçıda bulamadığınız bir kitabı, e kitap olarak bulabiliyorsunuz. kitap taşıma derdinden kurtulmanız da cabası.
    #35069717 :)
  • salvador dali

    254.
    anlamsızlığın içinde anlam yaratan bir dahidir. bir insanı anlamak, bir dali tablosunu anlamak kadar zordur. bazen anlamaya çalışırken, karşıdaki kişinin bilmediği bir şeyi fark edersiniz. genelikle bilinçaltı, inkar edilmiş bir arzu. bu adamın tabloları, bu yaşantıların, sansürcü bastırma mekanizmasının bir tezahürüdür.

    bazen bilinç tarafından korkunç olarak algılanan şeyler, bu şekilde ifade edilmelidir ki, kalıcı hasarlara yol açmasın.

    sanatın kendisinin içinde bu yüceliği bulabilmek, sadece gerçek sanatçılara özgüdür.
    #35069452 :)
  • güvercinlerin yerdeki sakızları ekmek sanması

    30.
    lütfen güvercinleri böyle büyük bir hayal kırıklığına uğratmayalım. herkesi duyarlı olmaya davet ediyorum.
    #35069298 :)
  • kitap okumanın faydaları

    135.
    hiçbir şey öğretmeyen eğitim sistemimizde bir şeyler öğrenmenizi sağlar.
    #35068265 :)
  • kitap alıntıları

    677.
    algısal yargıları, empiriklik gereği, bilgi temelli sayarken russell, yine nedensellik ilkesine başvurduğundan, mantıkçılığın dışına çıkmış değildir. gözlemler algılara, algılar olaylara yol açar.

    bilgimiz, göreli çekim kuramı, atomların abc'si maddenin çözümlenmesi, özet olarak felsefe de, her şeyin sonlu bir süre uzanıma sahip olaylardan kurulu olduğu, fizik dünyanın, algılar yolu ile, yine fizik dünyanın nedeni olduğu dile getirilir.

    Bertrand Russell-batı felsefesi tarihi
    #35065072 :)
  • gecenin şiiri

    10530.
    ancak yazgıdır bu

    Sen ne getirdin bana çocukluğundan?
    şen kahkahalar ulumalar dona kalmalar mı?
    Üzüncün senin hangi çağrışımlara uzandı
    benim eskil saatlerimde?
    geçmişsiz ve geleceksiz suç sevinçleri,
    deniz kıpırtılarınca yürek dalgalanmaları?
    titreyerek uçurulan köpükten balonlar,
    anlık aşkın tasarımlar mı?

    nasıl bir ak konutun isteklendiricisi oldun
    anılarıma düz baktıran
    ah, ben pembe fistanımla kuşanırdım
    dantelalı tafta yumuşaklıkla
    savaşırdım kovmaya, çifte yetkeyi
    hiçlemeye annemi ve uykuyu
    öğle sonlarında ürkünç odaların!

    diledin mi yanında tümden varolmayı an için
    ve bir kaç sonrasında hiç yokmuşçasına
    beklememeyi bir şey çevremdekilerin uyumundan başkaca?

    yok böyle bir şey yok!
    sunduğun sağaltımı kaçkın bir geçmiş,
    sayrılık tutsağı bir gelecek duyumu bulanık,
    sisi varlığının üzünç kanıtı bir vaktin
    şimd'i_
    beni bağışlayan sarsan
    aşan bizleri mor birliktelik..

    Nilgün Marmara
    #35047439 :)
  • yeni şeyler getiriyorum