• günün karikatürü

    2611.


    kültür uyarlaması, yalanda değil şimdi. bir kaza bela olsa, iç çamaşırla hastaneye koşarız.
    #35393609 :)
  • kitap alıntıları

    781.
    Benlik bilincinin farkında olmak kesinlikle entelektüel bir düşünce değildir. Fransız filozof Descartes, söylentiye göre, bütün gün yalnız kalıp düşünmek için evindeki büyük kuzinenin içine kapatmış kendini. Akşam kuzineden çıktığında söylediği "Düşünüyorum öyleyse varım." olmuş. Yani ben bir birey olarak varım çünkü düşünen bir varlığım. Ne yazık ki bu yeterli değildir.

    Siz ve ben kendimizi bir düşünceden ibaret olarak görmeyiz. Bizler kendimizi bir ortamda bir şeyler yapıyor olarak görürüz ve o ortamda neler yaşayacağımızı kurarız. Başka bir deyişle, biz düşünen, hisseden,algılayan ve davranan bir bütünüz.

    Benliğimiz oynadığımız rollerin toplamı değil, rolleri oynadığımızdan bizi haberdar eden kapasitenin toplamıdır. Değişik yönlerimizi izleyebildiğimiz ve fark edebildiğimiz merkeze "benlik" diyoruz.

    rollo may-kendini arayan insan
    #35393327 :)
  • gecenin fotoğrafı

    4141.


    wake up neo...
    #35393279 :)
  • nick altı savaşları

    99.
    min 1000 kitap okumuş olmak kaidesiyle beklerim.

    entel kızlar eklesin.
    #35392598 :)
  • antalya zirvesi

    33.
    şubatta role street'te olabilir. düşünüyoruz.
    #35392276 :)
  • sözlük hesabını silmek

    66.
    her gün aramızdan bir cengaver daha ayrılıyor, evet yakında zirvede bırakıp gideceğim.

    edit: ya arkadaş insan derki; gitme kaç yıllık mesaimiz var. hani aşık olan falan varsa itiraf eder, gel gelelim artı oyluyorsunuz. gideyim mi yani ben.
    #35391235 :)
  • ben seni seviyorsam bundan sana ne

    3.
    “arzu her zaman öteki'nin bir etkisidir, bütünleşilemeyen bir 'öteki', çünkü öteki bir kişi değil, bir yer, yasanın özü, dil ve simgesel olandır. arzu, dil ve bilinçdışının bir etkisidir.”

    lacan

    daha net bir açıklaması yoktur efendim.

    birde farklı bir türk yorumu var tabi.

    #35391187 :)
  • kitap yazma isteği

    7.
    yazacağım da kitleye itimadım yok. sonra kitabı satmayan, yazarlar kategorisine geçiş yaparım. değerimi ben gidince anlarsanız da, neyse bir şey demiyorum, entel kızlar eklesin.

    3 kelimeyi bir araya zor getirenlerden eleştiri almıyorum, zira kendimi indirgemem mümkün değil. iyi geceler.
    #35391110 :)
  • annenin oğlunu dudağından öpmesi

    4.
    efendim hiçbir normal yani yok bunun. ileride psikolojik rahatsızlıkları olursa, aklınıza bile gelmez muhtemelen bu davranış.

    ancak tam ödipal çatışma evresinde, çocuğun psikolojisini bozarsınız. çocuk yetiştirme işi oyuncak değil, ebeveynlerin en ufak ilgisizliği veya aşırı ilgisi bile büyük sonuçlar doğurabilir. bana itimadınız olmayabilir, gidin çocuk gelişimi kitaplarını okuyun. saygılar

    (bkz: #35375892)
    (bkz: #35372897)
    #35389638 :)
  • louis aragon

    70.
    Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de
    Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm
    orada bütün ümitsizlikleri bekleyen ölüm
    Öyle derin ki her şeyi unuttum içlerinde.
    #35389381 :)
  • hayat felsefenizi özetleyen bir cümle

    19.
    insan
    her gün bir parça müzik dinlemeli
    iyi bir şiir okumalı
    güzel bir tablo görmeli
    ve mümkünse birkaç mantıklı cümle söylemelidir .

    Goethe
    #35389333 :)
  • sözlük yazarlarının ruh halleri

    14763.
    #35389288 :)
  • louis aragon

    69.
    Görüntün gelip beni buluyor beyhude yere
    Ve girmiyor içime sadece onu gösterdiğim bu yerde
    Sen yüzünü bana döndüğünde bulacaksın yalnızca
    Düşlenen gölgeni bakışımın duvarında
    O bedbaht benim aynalarla emsal
    Tıpkı yansıtan ama görmeyen o aynalar
    Gözüm tıpkı onlar gibi boş ve barındırıyor onlar gibi
    Körlüğünün kaynağı olan senin yokluğunu içinde

    şiirlerindeki anlam derinliği mest eder insanı.

    Sen yüzünü bana döndüğünde bulacaksın yalnızca
    "düşlenen gölgeni bakışım duvarında"

    yani bana baktığında gördüğün, aslında seni nasıl gördüğüm değil, senin benim sana nasıl baktığımı düşlediğin.

    (bkz: ötekinin arzusu)
    (bkz: anamorfoz)
    #35389274 :)
  • hiç intihar etmeyi düşündünüz mü

    19.
    intiharı düşünmeyen var mı ki? ancak bunu eyleme geçirmeyi değil, fikir olarak intiharı düşünmekten, tahayyül etmekten bahsediyorum.

    oldukça karamsar olduğum gecelerde, eksik olmaz düşüncesi. çoğu zaman, hayatın yaşamayı değmeyeceğini düşünüyorum. hayattan alabileceklerimizin, beklediklerimizin çok küçük bir kısmı olduğunu. velhasıl beklentileri azaltamadığım için aradaki fark bana hayal kırıklığı olarak geri dönüyor.

    ancak bazende bakmayı bilmediğimi fark ediyorum. bir güzelliği algılamak için yeterince uğraşmadığımı, çaba göstermediğimi. zaten bir şeyleri değerli kılan, insanın o şeye değer vermesi değil mi?
    #35389187 :)
  • film önerin de izliyelim

    1.
    99 francs, in to the wild, mavi en sıcak renktir, mulholland çıkmazı, kayıp otoban, dead man, sen aydınlatırsın geceyi.

    hepsi güzeldir. ancak bir çoğu üzerine düşünülmesi gereken, belli bir birikimle idrak edilebilecek filmlerdir. ben tavsiye ederim, anlamazsanız bir daha izleyin.

    edit: başlık başa kalmış.

    (bkz: #35387513)

    john dies at the end, çılgın marslılar tarzı absürd komedileri seven varsa tavsiye ederim.

    prometheus, oldukça bayağı bir alien filmi ve sonu tatmin etmiyor.

    stanley kubric, oldukça detaylı bir adamdır ve filmlerde bir şeyleri yakalamayı, sahneleri durdurup incelemeyi seven, sinemaseverlerin ilgisini çeker filmleri.

    cristoper nolan filmlerinin hepsi izlenir.

    david lynch'in filmlerinin bir çoğu anlaşılamamakla itham edilse de, filmleri konu ve anlam bakımından derindir. biraz psikanaliz, biraz rüya analizi bilmeniz, bakış açısını değiştirecektir.

    hitchcock'un filmlerini teknik anlamda sinemaya ilgi duyan arkadaşlarımız varsa, mutlaka izlemeliler.

    bunun dışında defalarca tv de yayınlanmış aşırı popüler filmleri önermeyeceğim. matrix, lotr vb. bunları izlemediyseniz izleyin zaten.

    yeraltına edebiyatına ilginiz varsa; on the road, taxi driver, transpotting,hilkat garibeleri gibi filmleri öneririm.

    japon anime kültürünü sevenleriniz varsa hayao miyazaki filmlerini izlesin, efendim animasyon falan demeyin. bu adamın filmleri oscarlık. özellikle ruhların kaçısı, komşum totoro gibi filmleri.

    gelelim bergman'a yedinci mühür, persona gibi filmleri felsefi açıdan büyük önem taşır. özellikle varlık felsefesine ilgi duyanlarınız varsa bu filmleri izlesin. person'a jung'un personasının sinemaya yansıtılmış hali.

    şaka maka bayağı film oldu, daha önermek istediğim çok film var, ancak vaktim yetmez. daha sonra filmler üzerine tartışmak isteyenler olursa, mesaj atsın.
    #35387779 :)
  • un chien andalou

    25.
    salvador dali ve luis bunuelin birlikte yazıp, luis bunuelin yönettiği film. deneysel film türünün ilk örneklerinden, konu bütünlüğü ve olay örgüsü yok. rahatsız edici göz sahnesinin freudyen yorumu bana biraz zorlama geldi.

    tam kız arkadaşla izlemelik film.

    #35387513 :)
  • tutunamayanlar

    716.
    depresif bireylerin okumasını tavsiye etmiyorum bu kitabı. zira kitap hayatından memnun olan bir insanı bile kolaylıkla bunalıma sokabilir.

    ancak buradan kitabın kötü olduğu sonucuna asla varamayız. aksine kitabın içindeki bunalım havasının çok güzel yansıtıldığını gösterir. kitap dönemin özelliklerini yanısıtırken; entelektüel bireylerin,cumhuriyet sonrası inkilaplarla yaşadıkları uyum sorunlarını, postmodern bir anlayışla ele alıyor.

    özellikle devlet dairesinde geçen kısımlar ve turgut özben'in hayali mahkemeleri takdire şayan. bazen selim ışığın, turgut'un alteri olduğunu düşünmeden edemiyorum. he neyse, bu oldukça bireysel bir düşünce.
    #35387487 :)
  • dead man

    19.


    https://www.youtube.com/watch?v=fi-S9lrnLZ8 +
    #35386435 :)
  • orta okul mezunu ciddiye alınır mı

    2.
    ben mesela ilkokul mezunuyum, ancak bununla ilgili aşağılık komplekslerim yok. bir çoğunuzdan üstünüm.
    #35386400 :)
  • aktarım

    3.
    Seans sırasında danışanın duygu ve düşüncelerini aktarması. Bilinçli düzeyde olabileceği gibi bilinçdışı düzeyde de bir aktarım söz konusudur. Ancak lacan bunun tersine, aktarım başladığı sırada bilinçdışının kapandığını savunur.karşıt aktarım ise,üzerinde yürünmesi gereken ince bir çizgidir. Duruma göre analist kendini açabilir ve aktarıma karşılık verir. Yalom'un bu beceriyi ustaca kullandığını görürüz, hemde ilk seansta. Tabi ki tecrübe meselesi.
    #35384733 :)
  • yeni şeyler getiriyorum