• en çok sevilen şiir dörtlükleri

    123.
    Düşdüm ezelde zülfüne dâm olmadın henüz
    içdim lebin şarâbını câm olmadın henüz
    Ben zülfüne ezelde tutuldum ki henüz tuzak yaratılmamıştı.
    Yine orada dudaklarının şarabını içtim ki
    Henüz kadeh vücut bulmamıştı.

    Nesimî.
    8 -1 ... kahraman arketipi
  • endişe

    39.
    yaşamın kökenini oluşturan çatışmaların bir sonucudur. gün bitip de gece başladımı düşünceler insanın üzerine hücum eder. varlık sancısı ve endişelerle kutsadığınız gecelerin sonunda güneşin doğup bütün kaygılarınızı geceyle birlikte götürmesini beklersiniz. endişe insanın özünü oluşturur, insan endişeden doğar ve onunla birlikte var olur.

    her gün doğumu yeni kaygılara, yeni çatışmalara gebedir. önemi olan her gün batımının sonunda sonsuzluğa uzanıyormuş gibi gelen endişeli geceleri atlatıp yeni bir kavgaya hazır olmaktır.
    8 ... kahraman arketipi
  • vazgeçmek

    347.
    özsaygısı yüksek bireylerin yeri geldiğinde güzel bir şekilde gerçekleştirdiği eylem. insanlara ve nesnelere ne kadar çok bağlanırsanız onlardan vazgeçmeniz o kadar zor olur. canlılar olarak hepimiz geçicilikle kutsanmış hayatlar yaşıyoruz. ölümün olduğu ve belkide ahir zamanları yaşadığımız bu dünyada birilerine ne kadar çok takılıp kalırsak, yaşamayı o kadar fazla erteleyeceğimiz bir gerçek. o halde bazen tüm onurumuz ve gururumuzla vazgeçerek en doğrusunu yapmış oluruz.
    9 ... kahraman arketipi
  • freud un dini inanca akıl hastalığı demesi

    15.
    freud tanrının oedipus çatışması sonrasında özdeşleşilen en büyük baba figürü olduğunu düşünür. eğer tanrı varsa herhangi bir cinsiyeti olamaz ama çocukken aklınızdaki tanrı figürü erkek miydi? yoksa kadın mıydı? bunu sorgulayın ondan sonra eleştirirsiniz freud'u.
    9 ... kahraman arketipi
  • anın görüntüsü

    32852.
    anın görüntüsü
    19 -6 ... kahraman arketipi
  • yara izi

    22.
    hepsinin hikayesi oluyor genelde yara izlerinin. geçtiğimiz günlerde amerikalı bir araştırmacının bir afrika kabilesinin yetişkinliğe geçiş sınavına tabi tutulmasını izledim. otuz gün boyunca balık tutmayı, timsah avlamayı, kırk metrelik hindistan cevizi ağaçlarına tırmanmayı öğrendi. sınavı tamamlaması için önünde son bir engel kalmıştı, o da yara izi almak. bir ay boyunca verdiği emeklerin bir nişanesi olarak yetişkinliğe aynı zamanda kabileye kabul edildiğini göstermek için göğsünü boydan boya bir jilet yardımıyla çizdiler. çünkü o kabilede yara izleri bir statüyü temsil etmekteydi. yaşlandıkça, yeni sınavlar verdikçe yara izleri artıyordu kabile üyelerinin. ve en çok yara izi olan kişi, aynı zamanda sözü en çok dinlenen kabile üyesiydi.

    bolca kan aktı araştırmacının yarasından, kan akmayınca pek bir anlamı olmuyor zaten yara izinin. hepsi katlanılan sıkıntıların baktıkça hatırlanacak izleri olarak vücudumuzda gururla taşıdığımız işaretler. böyle birkaç ufak ize sahibim ben de. bir tanesi çocukken yapılan bir yaramazlığın sonucu olan sağ kaşımdaki belli belirsiz çizik. bir diğeri mecburiyetten kırılan bir camın sağ elimdeki parmak boğumunda bıraktığı hafif kabartı.

    hayat insanı nereye sürüklerse sürüklesin yara izlerine baktığında kim olduğunu, nereden geldiğini hatırlayabilmesi güzel şey. yaşlansanız bile mezara kadar götüreceğiniz sıkı dostlar gibi onlar. bir de ruhtaki yara izleri var tabi, öldürmeseler bile bazıları ömür boyunca taşınabiliyor. hepsinin ortak özelliği ise bizi değiştirmesi, farklı biri olarak yola devam etmemizi sağlaması. çünkü bu hayatta her yaşantı insanın kendisini yeniden yaratması için bir şanstır.
    11 ... kahraman arketipi
  • valiant hearts the great war

    8.
    müzikleri ve çarpıcı hikayesiyle insanı başka bir dünyaya sürükleyen valiant hearts, basit bir oyundan çok daha fazlası.

    https://www.youtube.com/watch?v=hZjoTcAT4ZY+
    6 ... kahraman arketipi
  • sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

    17972.
    garip bir ağırlığı var beklemenin. gündüz gece olsun da yalnız kalayım diye bekliyorsunuz, gece olduğunda ise geceyi bile istemeyecek kadar bıktığınızı fark ediyorsunuz bazı şeylerden. zamanın ağırlaştığı saniyelerde kimsenin gelip doldurmayacağını bildiğiniz bir boşluğun sırrına vÂkıf olmanız mümkün oluyor. şafak sökmek bilmiyor, insan dişiyle tırnağıyla tutunuyor gecenin gövdesine. böyle vakitlerde sokağa çıkıp köşe başlarındaki tekinsiz adamlara bulaşmak geliyor içinizden. cevabını bildiğiniz bir takım soruları tekrarlamanın verdiği tiksintiyle, gece şehrinin içine karışmış ışıkları çoktan söndürülüp gitmiş dükkanların önünden geçerken zaten sırrına eriştiğiniz kaybetmenin yükümlülüğünü taşımak istemiyorsunuz. onurun ve gururun ayaklar altına alınıp pazarlandığı bu dünyada kimsenin gerçekten beklemeye değmediğini anladığınızda geriye bir vazgeçiş türküsü tutturup eve dönmek kalıyor. nereye sürgün olup gittiğiniz fark etmiyor pek. çünkü mekan ve zaman değişse de insan hep aynı nankör varlık olarak kalacaktır.
    10 ... kahraman arketipi
  • türkiye de kitap okunmamasının sebepleri

    559.
    öncelikle başlık 2006 senesinde açılmış ve herhangi bir araştırma sonucu ve istatistik paylaşılmadığından tartışmayı bireysel gözlemlere dayalı yürütmek en doğrusu. bugün o yıllara nazaran okuma oranın daha fazla olduğu bir gerçek. buna kaynak olarak yayın evlerinin artışı, yeni yazarların ortaya çıkması ve basılan kitap sayısı gösterilebilir. alınan kitap okunuyor veya okunmuyordur o başka mesele. ancak kitap satışları artış göstermese, yani bir pazar alanı olmasa yayın evlerinin çoğalması mümkün değil. sonuçta bu işi para için yapıyorlar.

    işin kötü tarafı okuma oranı artış gösterse bile okunan eserlerin ciddi anlamda hiçbir niteliğinin olmaması. bir dönem gerekli gereksiz eline ne geçerse okumuş biri olarak kitap okumanın sadece faydacı bir eyleme dönüştürülmesine karşıyım. elbette keyif için de okunabilir. fakat okunan eser sayısı artış gösterdikçe eserlerin niteliği de aynı oranda artmalıdır. artmıyorsa kitap okumaktan bir kazanç sağlamak pek mümkün değil. bugün hayatımı etkiledi diyebileceğim birçok eser okudum. bunların hiçbiri sadece kitabın içinde kalan boş yazılar olmadı benim için; hayatıma uyarlandı kararlarımı etkiledi, yaşantılarımla özdeşleşti. nitelikli okumanın değerini bu eserlerde öğrendim.

    insana yüksek bir bilinç, algı ve analiz yeteneği bahşedilmiş. bunu en doğru şekilde kullanmak onun görevi. şimdilerde elimizde olan kaynaklar o kadar fazla ki, dünyayı anlamlandırmaya çalışan ilk insanlardan çok daha ileride bir noktadayız. niçin dünyada var olduğunu bile bilmeyen kör canlılar değiliz artık. o hÂlde bunu en iyi en iyi şekilde değerlendirebilir, düşünce tarihinde önemli etkilere sahip olan eserleri okuyabiliriz.

    söz konusu sadece kitap okumak da değil. bilgiye birçok farklı yoldan ulaşılabiliyor. dergiler, makaleler, internet siteleri bunun için var. önemli olan hem keyif alıp, hem de işe yarar bir şeyler okuyabilmek. ve bahaneler üretmedikçe bu her zaman mümkün.
    13 ... kahraman arketipi
  • içini dökme ihtiyacı

    40.
    anladığım kadar anlaşılmayı beklemem. insanı en iyi anlayan yine kendisidir sonuçta. kimse yanında olmadığında vakit geçirdiği, yorgun gözleriyle dünyayı seyrettiği, benzersiz deneyimlerin tecrübe edicisi, yalnızlığına alıştığı kişi kendisinden başkası değildir. ancak bazen kendisini bile anlayamaz. böyle zamanlarda bir bakışa ihtiyaç duyduğu olur, dışarıdan nasıl gözüküyorum diye sormak ister. bunu merak da eder, ötekileri umursamıyorum diyen herkes yalan söylemektedir. derecesi kişiden kişiye değişse de başkalarına vurgu yapmadan, kendimizi anlamlandırmamız mümkün değil. bazen dışarıdan getirilen bir bakış, zihnin yanılgılarından kurtarır bizi. işte böyle zamanlarda içini dökme ihtiyacı hÂsıl olur.

    varlık dünyayı sorgular, bilincinin süzgecinden geçirerek analiz eder, okuyarak bir sürü şey biriktirir.

    ancak bunları aktaramazsa yaptığı işin hiçbir anlamı kalmaz. bugün olmasa bile yarın anlaşılacağı düşüncesidir onu ayakta tutan. en büyük yalnızlıklar, yarınlara olan inancın verdiği umutla yenilgiye uğratılır. insanın içini dökmesinin sebebi budur, belki anlaşılabilirim fikri. ancak anladığı kadar anlaşılmazsa ışığı söner, aynı insan olması beklenemez. insanı var eden kendi davranışların sorumluluğunu üstlenebilmektir. ve bazen buna şahitlik edecek kişilerin olmasını ister, yükünü biraz olsun hafifletebilmek için. hayat garip bir mecraya doğru sürükler sizi, bencil dünyalarına hapsolmuş yanılgıları gözüne perde çekmiş varlıkların arasında süregiden adalet arayışlarının kendi yaratmış olduğunuz başka bir yanılsama olduğunu fark edersiniz. kendinizden içre olanı anlatma ihtiyacının tükendiği bir vakit gelir çatar. vazgeçmenin verdiği huzura kapılır insan. yaşamanın böyle daha güzel olduğunu düşünür, daha yeni çıktığı çatışmanın verdiği yorgunlukla uzun süre dinlenmek ister. o an hayat deneyimin kendisi oluverir, orada ne söz ne de başkaları vardır. sadece kendisi vardır insanın, sadece kendisi.
    13 ... kahraman arketipi
  • ross daly

    8.
    anadolu'nun hüzünlü coğrafyasını nağmeleriyle anlatabilen irlandalı büyük sanatçı. insan bir yandan takdir ediyor, diğer yandan üzülüyor. biz neden sahip çıkmıyoruz müziğimize, tabi daha önemli meselelerimiz var. hep oluyor, kültürümüz yok olduğunda nerede yaşadığımızın bir önemi kalacak mı bilmiyorum.

    https://video.uludagsozluk.com/v/gecenin-şarkısı-143836/

    8 ... kahraman arketipi
  • gülmek

    268.
    insanın ruhunu hafifleten eylemlerden bir tanesi. daha da güzeli canınız sıkıldığında sizi güldürüp mutlu etmeye çalışan dostlara sahip olmak.
    11 ... kahraman arketipi
  • birini unutmanın en iyi yolu

    471.
    yaşanılan deneyimler, çatışmalar iyisiyle kötüsüyle bize aittir. birey acı çektiği zamanları kötü anılarını hatırlamak istemez çünkü onları düşünürken orada ve o zaman yaşamaya başlar. bazıları geçmişi aşamaz, kötü anıları ve kişileri içselleştirerek ruhlarının ıstıraplı bir parçası haline getirirler. gidenin arkada bıraktığı anı kırıntıları canlı kanlı bir kişiye ait değildir. ortada biri yokken niye kederlenir peki insan? çünkü sıkı sıkıya bağlı olduğu deneyimin öznesi, bir imgeden ibarettir.

    gerçeklikle ilişkinizi sorguladığınızda, aşmanız gereken bir dağın önünüzde durduğunu görürsünüz. bu birini unutmak değil, yaşanılan deneyimi iyisiyle kötüsüyle kabul etmek, unutmayı istediğiniz kişiyle yaşadığınız güzel anıların da olduğunu hatırlamaktır.

    birilerini hayatınızdan çıkarabilirsiniz. ama unutmanız mümkün değildir. çünkü yaşamınızda yer eden sizde güçlü duygular uyandıran her insan ruhunuzda da yer edinir. o insanı ruhunuzdan çıkarıp atmayı deneyebilirsiniz, ancak bu kolunuzu kesmekten farksızdır, sizi eksiltir.

    insan hayatın ona getirdiklerini kabul etmelidir bazen. çektiği acıyla körelen zihninin berraklaşmasını bekleyip, bir dönem ona bu acıyı çektiren kişinin onu mutlu ettiğini de hatırlamalıdır. böylece tamamlanabilir, nefretini bırakıp vazgeçmeyi hakkında iyi düşünmeyi öğrenir. eğer bunu yapmazsa zarar vereceği kişi sadece kendisi olacaktır.
    6 ... kahraman arketipi
  • current 93

    3.
    soft black stars, all the little pretty horses gibi güzel parçaları seslendiren ingiliz rock grubu. şarkıları huzur veriyor bana. çocukluğuma dönüyorum dinlerken, çok fazla bileni de yok bu da başka bir artısı.
    5 ... kahraman arketipi
  • bir sözlük kızına şarkı armağan et

    213.
    https://www.youtube.com/watch?v=TWg4dnXCpt8+

    isteyen üzerine alınsın.
    8 ... kahraman arketipi
  • birine aşık olmak

    20.
    hepimiz ötekileri farklı şekillerde tasarlıyoruz zihnimizde, yeniden yaratıyoruz onları, kurguluyoruz. benlik algınız ve ötekinin size getirdiği bakış birbirine uymuyor, bir noktada tutarsızlaşıyor. o zaman hangisi gerçek benliğimiz, birilerinin bize sunduğu analiz mi yoksa kendi yargılarımız mı.

    aşkta bakışı talep ettiğinizde diyor lacan temel problem şudur;" asla seni gördüğüm yerden bakmıyorsun bana"

    birçok duyguda buna rastlamak mümkün aslında. ancak aşk daha farklı, yoğun. zihnimizde öyle bir yere koyuyoruz ki aşık olduğumuz kişiyi, orada hiçbir hataya yer yok. orası kusursuz, tanrıların yaşadığı bir şehir Âdeta. birinin gerçeklerini görerek sevmek ve ona aşık olup her kusurunu örtmek farklı şeyler. aşk asla dolmayacak bir eksikliğin yerine koyulmaya çalışılan sahte bir tasarım. çünkü bittiğinde ve kişinin savunma mekanizmaları devreye girdiğinde, birden yerlere göklere sığdıramadığı insanı kötülemeye başlayabiliyor.

    o hÂlde gerçekten aşk varsa, birine aşık olmak; onun özünde yatanı görerek, her davranışına şahitlik ederek, kusurlarıyla, güzellikleriyle kabul etmek demektir. hak etmediği bir değeri vermek değil, o değeri gerçekten hak ettiğinden emin olup öyle değer vermektir.

    bu saydıklarım adanmışlık ister, fedakÂrlık yapmayı gerektirir. belki ruhunuzdan değil ama zamanınızdan çalar. yaşam kısa olsa bile hiçbir duygu aceleye getirilmemeli, gerektiğinden fazla da yaşanmamalı şüphesiz. insanlarda çoğu zaman gözlemlediğim; boşuna bir keder, vazgeçememe, sevilen insanı geride bırakıp yola devam edememek.

    nuri bilge ceylan'ın bir sözü var; 'Biri ölür üzülmezsiniz, sonra sandalyeye asılı hırkasını görürsünüz, o hırkanın duruşu kalbinize oturur'

    ölüm böyledir çünkü, başkasının üzerinden anlamaya çalıştığımız bir üzüntü halidir. yas tutarken üzüldüğümüz kişinin akılda kalan tasarımlarıdır. onunla yaşadığınız bir anı gelir aklınıza hırkasını gördüğünüzde duygulanırsınız. aşk da böyledir, birini kaybettiğiniz ilk anlarda kafanıza dank etmez. sonra yaşadığınız anılar hücum eder zihninize, nefes bile alamazsınız.

    aşk ve ölüm benzerdir. ikisinde de bir şekilde kaybeder insan. ve ikisini de aşabilen tek gerçek şey, sevgidir.
    10 ... kahraman arketipi
  • tükenmek

    68.
    kelimelerin dünyasında yaşayan insan için çok zor değil. bazen anlatabileceğiniz çok şey varsa bile konuşmayı tercih etmezsiniz. içinizden gelmez. yorgun hissedersiniz, kelimeler insanı tüketir çünkü. bir şeyleri anlatmak için ne kadar kelime harcarsanız, o kadar eksildiğiniz doğrudur. ucu bucağı olmayan düşünceleriniz vardır, ama bir yere ulaşmazlar. yazmak da böyledir.

    yazdıkça, kurgular oluşturdukça sizden eksilen parçaların anlamlı hÂle gelmediğini, tamamlanmadığını görmeniz uzun sürmez. her hikayenin altında bir deneyim yatar, bir deneyimden alınan dersin başkasına aktarılması ise daha zordur. hislerin kağıda dökülemeyeceği noktaya vardığınızda, kör bir kedi gibi önünüzde duran gerçeği göremediğinizi fark edersiniz. 'iletişim bir iletişimsizlik düzeneğidir' çünkü. anlatmaya uğraşmak boşunadır, anlamaya uğraşmayanların dünyasında geceler olabildiğince sıradandır. güneşin doğuşu bir şey ifade etmez, hayatlar daha harcanabilirdir şüphesiz. kelimeleri sermaye edinmeye kalktığınızda, kolay tüketilen her şey gibi onlarında tükendiğini görmeniz yakındır.

    bir yazının size asla anlatamayacağı şey, hakikatin ta kendisidir. zira o sadece yaşanarak öğrenilir.
    9 ... kahraman arketipi
  • aynı filmi defalarca izlemek

    37.
    Hayao Miyazaki'nin, orson welles'in, david lynch'in, lars von trier'in, nolan'ın, kubrick'in, heneke'nin ve adını sayamadığım birkaç yönetmenin filmleri benim için bu kategoride. ben sıkıldığım filmi izlemem, sonuna kadar dayanayım en azından izledim derim gibi bir kafa yapısına hiçbir zaman sahip olamadım. iki binli yılların başında daha çocukken trt'de yayınlanan; ruhların kaçışı, yürüyen şato gibi filmleri ilgiyle izleyip hayret ederdim. o zamanlar hayal dünyasından çıkmayı sevmeyen; jules verne romanlarını tekrar tekrar okuyan Denizler Altında Yirmi Bin Fersah ve seksen günde devri alem kitaplarının içinde yaşayan bir çocuktum.

    insanın hayal gücü geniş olunca, sinemaya tutkun olmaması mümkün değil. illaki bir yerde bulaşıyorsunuz bu işlere. çünkü sinema hayallerin gerçek olduğu, göz yanılgılarıyla hakikati farklı şekillerde aktarabilen bir mecra. gerçek olmadığının bilincindesiniz ama hayret etmekten kendinizi alamıyorsunuz. yönetmenin hayal gücüne, yarattığı evrene saygı duyuyorsunuz.

    velhasıl büyüyünce bakış açınız değişiyor ve aynı filmleri izlerken farklı yaşantılarla özdeşleşeceğini, izlediğiniz filmden farklı bir tat alacağınızı bilerek izliyorsunuz. nitekim öyle de oluyor. bir sinemaseverin kendi zevkine hitap eden, yaşamını derinden etkileyen ve onu değiştiren yapımlar muhakkak vardır.

    bu filmlerin iyi veya kötü olması, çeşitli eleştirmenlerden iyi yorumlar alması umurunuzda bile olmuyor. zira film içinizdeki öznel dünyaya bir kere dokunduğu zaman, sizin için artık unutamayacağınız bir deneyim haline geliyor. filmin eleştirmeni siz oluyorsunuz ve deneyimlerinizle onu yeniden kurguluyorsunuz.

    benim için bu liste çok uzun olsa da, birkaç tanesini yazmak istiyorum. pan'ın labirenti, matrix, yedinci mühür, melankoli, Yurttaş Kane, rüzgar yükseliyor, Taksi Şoförü, amelie, fil adam, otoyol 60, Başlangıç gibi filmler bu zamana kadar derinden etkilendiğim, hayatımı değiştirdi diyebileceğim filmlere güzel örnekler.

    sinemayı bir tutku haline getirmiş her izleyicinin böyle tekrar tekrar izlediği filmler mutlaka var. ve önemli olan bu filmler hakkında birilerinin ne söylediği değil, sizin neler hissettiğiniz.
    13 ... kahraman arketipi
  • kendine hediye almak

    8.
    hediyeler basit bile olsa anlamlı olmalıdır. illaki bir nesne olmasına gerek yok. sevdiğiniz bir müziği değer verdiğiniz birine göndermek, bir romanda aynı cümlelere takılıp kalmak, bir şiirin güzel mısralarının karşıdaki kişi tarafından da değer gördüğünü bilmek insan için eşi benzeri olmayan hediyelerdir.

    bir yaşantının yerine bir nesneyi koyamazsınız. bunu bildiğim için sık sık kendimi ödüllendiririm. varsın değeri anlaşılmasın, herkes aynı dünyada farklı şekillerde var oluyor sonuçta.
    14 ... kahraman arketipi
  • acı ama gerçek tespitler

    31.
    çocukluğumda zamanın hiç bitip tükenmeyeceğini zannederdim. çok çabuk sıkılıyordum, dünyayı keşfettiği yaşlarda insan nasıl sıkılabilir bilmiyorum. ilgim o kadar çabuk dağılıyordu ki, bir uğraştan ötekine atlarken bir saniye bile düşünmezdim. büyüdükçe aceleci olduğumu fark ettim, yaşamak için acele ediyordum. sonra anladım, geçmeyen şeyin zaman olmadığını. zamanın öyle bir akışı var ki, ne içindeyken ne de dışarıdan anıları seyre daldığınızda özünü kavrayamıyorsunuz. yaşamak kavgası sizi tüketiyor, siz de zamanı.

    büyüyünce fark ediyor insan. bazen saçlara düşen birkaç beyaz tel kavramasına yardımcı oluyor. şimdi geçmek bilmeyen saniyelerin ileride nasıl değerleneceğini artık biliyorum. işte bu yüzden pişman olmadan yaşamak lazım, gerektiğinde vazgeçmek, gerektiğinde de sımsıkı kavrayıp dünyanın gövdesinden sökercesine çekip almak istediklerinizi.

    zaman sürekli işliyor. bu satırları yazarken bile akıp gitmeye devam ediyor. izimiz bu dünyadan silindikten çok sonra da devam edecek. çünkü insan sonlu, zaman sonsuzdur.
    17 ... kahraman arketipi
  • yeni şeyler getiriyorum