• gecenin şarkısı

    28246.
    http://video.uludagsozluk.com/v/leyla-ile-mecnun-63938/

    #35223537 :)
  • üniversite hayatı

    251.
    benim pek iyi geçmedi, geneli çöpe gitti maalesef. neyse olsun, en azından bitiyor.
    #35223517 :)
  • edebiyat sitesi

    24.
    güzel bir düşünce muhakkak oluşturun. uplama amaçlı yazıyorum. edebiyat her şey üzerinden yapılır bana göre, iyi edebiyat kötü edebiyattan ziyade, iyi eser vardır. saygılar.
    #35223320 :)
  • benlik kavramının yitirilişi

    1.
    insanı bir deney nesnesi haline getiren davranışçılar, her şeyde kolaya kaçılan bir dönemde oldukça revaçtaydı, zira bilimsel gelişmeler, deneycilik ve her şeyin bilimle açıklanacağı varsayımında olan düşünce, davranışçıları destekledi. oysa insan hiçbir zaman bir deney malzemesi haline gelmemeliydi.

    elbetteki amaç, bireyselliği ortadan kaldırıp, her şeyi tek tip tedavi yöntemlerine indirgemek, adeta düğmeye basıp insanların bir anda iyi olmasını sağlamaktı.

    amacı insanı anlamak olan psikoloji alanın, böyle yüzeysel ekollerle ne işi olur bilemiyorum. şüphesiz fobilerin, korkuların, akıl dışı diğer tüm inançların tedavisinde bugün davranışçı ekolden yararlanmaktayız.

    fakat karşı çıktığımız mesele, her şeyi deneyci bir anlayışla çözebileceğini zanneden zihniyettir. carl popper, Bertrand Russell gibi adamlarla gelişen anlayış, insanı kağıt üzerinde açıklayan, basit bir organizmaya dönüştürdü.

    bu anlamda bireyselliğin geri plana atıldığı, daha çok toplumsal mekanizmanın ön planda olduğu bir anlayış yaratmak istediler. zira gelişen bilimle, makinelerle insanı her açıdan açıklayabileceklerdi.

    albert camus'un yabancı ve franz kafka'nın dava romanlarını incelerseniz, orada karakterlerin esas suçunun, birey olmaktan uzaklaşmaları olduğunu görebilirsiniz. yabancı kendine tamamen yabancılaşmış içi boş günümüz insanını anlatır. dava ise asla kendisi olamayan k'yı, iki romanında sonuna kadar, ne olup bittiği anlaşılmaz.

    işin özü, insanın kendi değerini ortadan kaldırmaya çalışmasıdır. şüphesiz kendimizi açıklamada bazı yollara başvurmalıyız. ancak jung'un da ifade ettiği gibi " kendine ulaşmak, mars gezegenine ulaşmaktan zordur." bu yüzden insan kendine değer verdiği ve sorumluluğunu üstlenebildiği kadar vardır.

    her birey, biriciktir, bana göre her zamanda öyle olacaktır. bu yüzden salt davranışçı ve bilişselci olarak, insan hakkında ulaşacağımız bütün bilgilerin, eksik olacağı inancındayım.
    #35202501 :)
  • jacques lacan

    25.
    id, ego, süperego kavramlarını dışarıda bırakarak, kendi freudyen ekolünü takip eder, ona göre psikanaliz bilinçdışının bilimidir. analiz deneyiminin ifade etmemize izin verdiği şey, aslında arzunun işlevinin sınırlı olduğudur. Arzu, insanın kapasitesi dahilindeki başka tüm noktalardan çok daha fazla, bir yerde gelip sınırına dayanır.

    bilinçdışının ontolojiye uygun olmadığını vurgular. bilinçdışı söz konusuyken mesele olmak, yada olmamak değildir, gerçekleşmemiş olmaktır. yani ona göre bilinçdışı;uzamsal-zamansal yerleşim boyutunun ve zaman işlevinin erişimi dışındadır.

    freud arzunun yıkılmaz olduğunu ve geçmişten geleceğe taşındığını savunmuştur. lacan ise olaya şöyle bir bakış açısı getirir;Yıkılmaz kelimesi kullanılmıştır, ama bahsedilen bütün gerçeklikler içinde en dayanıksız olanıdır. Şayet yıkılmaz arzu zamanın elinden kaçıyorsa, şeylerin düzeni içinde hangi kategoriye aittir? Çünkü şey dediğimiz, bir süreliğine hep aynı devam eden şey değilse nedir? Şeylerin tözü olan süresinin yanında, başka bir zaman biçimi —mantıksal bir zaman— ayırt etmek de gerekmez mi?

    burada işin özü şeylerin belirli zaman dilimlerinde anlaşılabilmesi ve varlık bakımından tanımlanabilmesi. bilinçdışı ise şeylerden farklı olarak, yakalanması zor olan bir aygıt, bu yüzden lacan, bilinçdışını;varlık bakımından yakalanması zor olan, ancak farklı bir yapıda incelenirse, kuşatmayı başarabileceğimiz bir aygıt olarak görür.
    #35201816 :)
  • rüyada intihar etmek

    8.
    Genellikle çok ilginç bulduğum bir şey,rüyada intihar etmek. Zira rüyalardaki anlatım çok kapalıdır, yani intihar etmek esasında bir şeyleri sembolize etmeli, ancak neyi sembolize edebileceği aklıma gelmiyor. Bu garip bir durum, tabi ne şekilde gerçekleştiği burada kilit noktadır.
    #35190556 :)
  • logos

    36.
    Bir diğer manası da anlam olarak tanımlamış. Logoterapinin kökeni, yani anlam terapisi.
    #35190506 :)
  • toplum mu sen mi senden sorumlusun

    3.
    insan bu toplumda sorumluluğunu üstlenebildiği kadar vardır.
    #35186287 :)
  • majör depresyon

    68.
    psikolojik rahatsızlıklar var yok meselesinden çok, bir derece meselesidir. bu açıdan hepimizin zaman zaman yaklaşabiliriz bunlara, ancak majör depresyon yıllarca süreklilik gösteren ağır bir türdür. ben olsam kendime böyle bir tanı koymadan önce, birilerine danışırdım.
    #35186063 :)
  • üzülmek

    118.
    acı çekmenin bir türlüsü. saçma bulmak, üzüntüyü hafifletmiyor maalesef. bu dünyada yaşarken acı gibi üzüntüde kaçınılmazdır. bazen ne kadar uğraşırsak uğraşalım, değiştiremeyeceğimiz şeyler vardır, ölüm gibi. bu yüzden, elimizden sadece yas tutmak, üzüntü duymak gelir ve bence bu insanın en iyi yaptığı şeylerden biridir.
    #35185938 :)
  • rüya yorumunun sırrı

    2.
    ben analiz etmeye çalışıyorum kendimce, zira öz farkındalık için gereklidir.
    #35185638 :)
  • gecenin sözü

    12741.
    çünkü ego bir düştür ta ki komşunun herhangi bir ihtiyacı onu yaratana kadar.

    William Auden
    #35185472 :)
  • benlik bilinci

    1.
    insanı diğer canlılardan ayıran ve deney yoluyla asla ulaşamayacağımız bir kavram. Benlik bilinci dediğimiz şey, yani bireyin kendini dışarıdan izliyormuşçasına ayrı bir varlık olarak değerlendirme yetisi, insana özgü bir niteliktir. insanın ben ve dünya arasında bağlantı kurabilme yeteneğidir. Ancak bu şekilde zamanı doğru biçimde algılayabilir, geçmişe dönebilir ve geleceği tasavvur edebiliriz. Böylece geçmişimizde bir şeyler öğrenir ve gelecek için planlar kurarız.

    Benlik bilincimiz sayesinde kendimizi başkalarının bizi gördüğü gibi görebilir ve diğer insanlara karşı özgeci davranışlarda bulunabiliriz. Kendimizi başkasının yerine koyup onun yerinde olmamız durumunda neler yapacağımızı düşünebiliriz. Başka birinin yerinde olmayı hayal edebilir ve onun duygularını daha iyi anlayabiliriz. Önemli olan bu kapasitemizi ne denli verimli kullandığımız değildir. istersek bunu hiç başaramıyor olalım, yine de dostlarımızı sevmemiz, ahlaki değerlere sahip oluşumuz, gerçekleri görebilmemiz, güzel şeyler yaratmamız, kendimiz için idealler yaratmamız hep özgeci kapasitemiz sayesindedir.

    Bu his bazen öyle yoğun hale gelir ki ideallerimiz için ölümü bile göze aldığımız olur. Bütün bu potansiyeli hayata geçirebilmek insan olmak demektir
    #35185372 :)
  • apartman toplantısı

    19.
    oldukça heyecan verici bir şeye benziyor, keşke apartmanda yaşasaydım dedim.
    #35185133 :)
  • engin geçtan

    17.
    bir hocamın, hocasıdır kendisi. bu alandaki en değerli hocalardan biridir, aynı zamanda varoluşçu psikoterapi ile ilgili yazdığı makaleleri sıklıkla okurum.
    #35184672 :)
  • karl popper

    31.
    öncelikle son sınıf öğrencisiyim neyse bunu geç. psikolojiyi salt bilim olan gören bir zihniyetle ben nasıl tartışabilirim. insan bir deney aracı mıdır? köpeklerle, maymunlarla yapılan deneyi,başarılı olursa insan üzerine uygulayan zihniyet bu.

    freud bilim adamı değilmiş, ahahhahhaah. yıllarca aldığı tıp eğitimi boşa idi o zaman. bugünün aklı ile yüz sene öncesinin psikanalizini eleştirmek, mantıklı geliyor galiba sana. zira viktoryen döneminde oldukça baskıcı bir çevrede ortaya atılan bir kuram psikanaliz, psikoloji alanında ortaya konan ilk kuram. sınırlılıkları var, ancak deneysel olarak kanıtlanması gerekmiyor hiçbir şeyin. bugün rüya analizi, çocuk psikolojisi gibi kavramlar varsa, freud sayesinde vardır. bunları bir kenara atalım, freud şarlatandı, jung psikozluydu mu diyelim. geçin bunları.

    gözle görülemiyor diye, bilinçdışı yok demek kadar saçma bir şey var mı? insanın her şeyini nasıl ölçebiliriz? hangi testle? hangi gözlemle yapabiliriz bunu?

    kusura bakmayın elinize dsm'i alıp ben şöyle klinisyenim şu terapi eğitimini aldım demekle olmuyor bu iş, psikolojik danışma bunlara indirgenemez. saygılar.
    #35184594 :)
  • ilber ortaylı

    1763.
    önemli bir tarihçi,aynı zamanda bilim adamıdır. celal şengör ile tarih konuşmalarını zevkle izlerim.
    #35181886 :)
  • bireysel psikolojik danışma

    2.
    deneyim gerçekten de işin kilit noktasıdır, bir süre sonra farkında olmadan çeşitli becerileri kullanmaya başlarsanız. danışman günlük hayatta karşımıza çıkan sorunlara bile faydası olur. genellikle seanslarda rogers'ın ilkelerini izleriz. koşulsuz kabul, güven ortamı, danışmanın empati becerisi, etkili dinleme önemlidir. ancak rogers'ın sevgi ortamı yaratıldığında danışanın kendi kendine iyileşeceği görüşüne katılmayan biri olarak, akılcı duygusal davranışçı terapiyi izlemeyi mantıklı buluyorum. zira bu işte üst noktalara gelinmedi ise en faydalısı, en pratiği, albert ellis tarafından ortaya konan ekoldür.

    bu yaklaşımın temelinde ise, akılcı olmayan kötü duygu ve düşünceleri, akılcı olan negatif zararsız duygularla değiştirmek yatar. işin bu kısmında danışman, danışana içgörü kazandırmaya, akılcı olmayan davranış ve duyguları gün yüzüne çıkarıp, şimdi ve burada olarak konuşmaya çalışır. sonuç olarak, danışan içgörü kazanırsa, kendi düşüncelerini yönetmeyi ve akılcı olmayan düşünceleri, akılcı olan negatif düşüncelerle değiştirmeye öğrenirse seanslar başarıya ulaşır.

    akılcı olmayan düşünce: kimse beni sevmiyor. ben başarısızım.

    akılcı negatif düşünce: insanlarla konuşmadığım için bana yaklaşamıyorlar. ders çalışmadığım için başarısızım.

    birde bunun dersi var. bir danışanla 10 seans video çekip 70-80 sayfa konuşmayı yazmamız gerekiyor, zor ve önemli bir ders.
    #35181842 :)
  • yüceltme

    7.
    ego savunma mekanizmalarından biridir. hayata geçen örnekleri ise, genellikle sanat eserleridir. özellikle stephan king romanlarına bakarsanız, bilinçdışı bastırılmış birçok dürtüyü orada göreceksiniz. esasında bastırma ile birlikte en işlevsel mekanizmalardan biridir, zaten her savunma mekanizması temelde bastırmayı da bulundurur.
    #35181531 :)
  • karl popper

    29.
    bilim felsefesi ve siyaset kuramı kitabı güzeldir. ancak, felsefeye bilime indirgediği için sevilmeyebilir. zira bende hem felsefede, hemde psikolojide, salt ampirik ve pozitivist bakış açısına karşıyım. ancak salt fenomenolojiyi baz almak da bence doğru değil. en azından psikoloji için böyledir. yani bu felsefe dahi olsa, bir uygulama alanı olmalı diye düşünüyorum, örneğin varoluşçu psikoterapi gibi.
    #35181475 :)
  • yeni şeyler getiriyorum